|
İNSANIN İSYANI VE TUFAN
“Doğru adamların yolu şafak ışığı gibidir. Güneşindoğuşuyla daha da çok parlar. Kötülerin yoluysa koyu karanlık gibidir. Neden
tökezlendiklerini bilmezler... Öyle bir yol var ki, doğru gibi görünür, ama
sonunda sadece ölüm vardır.”
(S. Meselleri 4:18; 14:12)
Bu ayetlerde doğru adamların ve kötü adamların
yollarında söz etmektedir. Yaratılış yani başlangıçtan beri bu iki yolu
görmekteyiz. Peki bu yollar nasıl oluştu? İlk ayrılık aslında aden bahçesinde
meydana geldi. Burada İnsanın Tanrı’ya başkaldırmasını görüyoruz. Daha sonra
baş kaldıran insan, içine yerleşmesine izin verdiği günah tohumuyla yaşamaya
başladı. Zaman geçtikçe bu tohum filizlenmeye başlayınca insanlarda da
değişimler başladı. İlk yaratıldığından çok farklı bir insan olma yoluna
gidildi.
Bu başkaldırmanın ilk meyvesini
Habil ve Kain olayında görüyoruz. (Tekvin 4:2-8)
Kain ve Habil Tanrı’ya sunu sunmaya karar verirler.
Kain kendisi çiftçi olduğu için tabiki işi gereği tarlasından ürün sunması
gayet doğaldır. Habil ise çobanlık yaptığından sürüsünden bir kuzu Tanrı’ya
sundu.
Buraya kadar her şey normal görünüyor. Görünürde
herkes görevini başarıyla yerine getirmiş durumda. Fakat olaylar hiç de normal
gibi gelişmedi. Tanrı birinin sunusunu kabul etti diğerinin reddetti. Neden? (İbraniler 11:4) Bütün bu sorulara cevap
vermeden önce olayın biraz derinine inip araştırma yapalım.
Bu sunuyusunmaya neden gerek duydular?
İnsan günahlı bir durumdayken sürekli rahatsızlık
duyar. Bu rahatsızlık bazen sebebini bilmediği bir arayışa iter. Bu tam
anlamıyla iç huzursuzluktur. Büyük bir ihtimalle Habil ve Kain,de böyle bir
huzursuzluk içinde bulundular. Sonunda Bu huzursuzluğun kaynağı Tanrı’dan uzak
kalmaktan kaynaklandığını farkettiler. Bunu telafi etmek için Tanrı’ya gitmeye
karar verdiler. Yani kendilerini Tanrı önünde alçaltmak gerekliydi. Bu yüzden
Tanrı’ya vermek için Kain, Tarlasında
yetiştirdiği ürünlerden, Habil ise sürüsünden bir kuzuyu getirip Tanrı’ya
sundu.
Fakat Kain’in sunusu Tanrı tarafından kabul
edilmedi. Neden?
Kain, yürekten Tanrıya sunmadı bu işi bir iş olsun
diye yaptı. Bu yüzden Rab için bir iş yaparken bunun nasıl yapıldığına dikkat
edelim. Habil bu işi gerçekten Rab için yaptı. Çünkü Tanrı’ya sunarken
sürüsünün en güzel kuzusunu seçmişti. O biliyordu ki, Tanrı sayesinde bu
servete sahip olmuştu. Kain Tanrı ile yakınlık kurmuş olsaydı Tanrı’nın
kendisinden ne istediğini bilecekti. Belki de Tanrı için o da bir kuzu
sunacaktı. Tarımdan elde ettiklerini satıp bir kuzu alıp Tanrıya sunabilecekti.
Fakat O bunu önemsemedi. Elimde işte bu var sen bana bu ürünü verdin işte senin
verdiğin üründen sana veriyorum dedi. Bu olay bir bakıma Tanrı ile alay edilme
gibi geliyor. Bu yüzden Tanrı Kain’in sunusuna bakmadı. (Koleseliler 3:23)
Nuh’un zamanına gelindiğinde insan toplumu, cinsel
özgürlük adı altında günah tarafından o denli yozlaştırılmıştı ki, insanın aklı
ve fikri hep kötülük yapma ile meşgul oldu. Tanrı’ günahın korkunç etkilerinden
ötürü çok üzülmüştü.. Fakat sabırlı olduğu için yargısını geciktiriyordu. Ama
kutsal olduğu için bir yagının olması gerekiyordu. Yıllarca peygamberler
aracılığıyla insanları uyardı. Fakat günah bataklığına alışmış olan insan
Tanrının sözünü duymasına rağmen kabul etmediği gibi Tanrının sözüyle alay eder
hale gelmişti. Bütün insanları ve canlıları yarattığına pişman olan Tanrı bu
insanlığı yok etmek istedi. (Tekvin 6:5-6) Fakat içlerinden tek bir adamın
doğruluğu buna engel oluyordu. Nuh isminde Tanrıdan korkan bir insan Tanrı’nın
planını değiştirmeye yetiyordu. Tanrı yok etme planından bu aileyi kurtarmak
için ayrı bir plan yaparak Nuh’a kurtuluş planını açıkladı. Nihayet son care
olarak bu soyu yok etme düşüncesi ile harekete geçen Tanrı Nefes alan her
canlının ölümüyle sonuçlanan Tufanı oluşturdu. Burada şunu unutmayalım. Tanrı
bu Tufanın olacağını önceden bildirmişti. Bu Nuh tufanıyla gerçekleşti. Bu tür
bir yargılamanın tekrar olacağını söylediğine göre insanları tekrar bir
yargının beklediğini unutmamalıyız.
Tufandan hemen sonra Tanrı insanlığı yeniden
kutsadı. Bunu neden yaptı. (Tekvin 8:20-22) Nuh bu yargıdan kurtulabildiği için Tanrı’ya kurban sundu. Bu Tanrının
hoşuna gitti. Ve artık insanları bir tufanla yok etmeyeceğini söyledi. Bu bir
antlaşmaydı aynı zamanda. (Tekvin 9:8-17)
İnsanın
günahlı durumuna rağmen Tanrı’nın insana olan sevgisi değişmez İnsan Tanrının
benzerliğinde yaratılmıştır. Nuh’un ailesine gösterilen lutuf ve yeryüzünü bir
daha tufanla yok etmeyeceğine dair onlarla bir antlaşma yapmış olmasına ek
olarak, Tanrı bir kurtuluş planı yapmaya başladı. (Yuhanna 3:16)
Sonuç: Tanrıya yaklaşırken dış
görünüşümüz değil yüreğimiz çok önemlidir. Nuh’un Tanrı önündeki tutumu nasıl
Tanrı’yı sevindirdiyse, sen kendi tutumunda Tanrı’yı sevindirmek istermisin?
Tanrı’yla karşılaşmaya hazırmısın? Tanrı bugüne kadar her vaadini gerçekleştirdiğine
göre ileride olacak olan vaatler insanların hazır olması için neler yapıyorsun?
Hüseyin Tüfekçi
|