Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri

Sizin Sayfanız Konuları

Dinler Neden Yetersiz

İncil Değişti mi?

Neden Dört İncil

Düşmanlarımızı sevelim mi?

Kutsal Kitapta Bayramlar

Kilise Nedir?

Hıristiyanlığı Kimden öğreniyorsun?

Neden Haç?

Bütünleyici Haç

Gerçekçiliğin Kuralları

Zulüm ve Zafer

İsa  ölmedi mi ?

Aslında çok ilginç bir şey, çünkü İsa'nın ölmediğini kanıtlamaya çalışan herkes, mevcut belgeleri bilmemezlikten gelmiyor. NEDEN ? İşte bu sorunun önemli nedeni de gayet basit: çünkü bazı insaların işine gelmiyor.

Çünkü İsa ölüp dirildiyse, O'nun Kurtarıcı ve Tanrı'nın (din dediğimiz) insanı kendisine çağırmakla ilgili tasarısını sona erdiren Mesih olduğu kanıtlanmış bulunuyor. Tarihsel bir olay olan ölümünü ve dilrilişini kabul edersek, Mesih'in kurtarıcılığına inanmak zorunda kalıyoruz. Bu da günahkâr oluşumuzu kabul edip, yetiştiğimiz dinsel önyargıları reddetmek gerektirir. Fakat çoğu kimseler çevresinden ve dindaşlarından gelebilecek zararlardan korunmak istiyor ve bu olayların güvenirliğini araştırmaktan bile çekiniyor, ya da inanmamak için mevcut delillere karşın kendi kendini ters yönden ikna ediyor.

   İsa'nın zamanında durum çok farklı değildi. Bunu başta çıkaran kişiler kendi çıkarlarını düşünen Yahudi din liderleriydi. O zamanlarda, kendi nüfuzunu yitirme korkusuyla İsa'nın dirildiğinin duyulmasını önlemek niyetiyle, öldüğünden emin oldukları için (hatırlarsanız, çarmıhtan indirilmeden önce, ölup ölmediğini kesinleştirmek için, şahitler önünde Roma askerlerce kalbi mızrakla delindiydi), O'nun cesedinin bulunamamasını cesedin çalındına bağlamışlardı (fakat başta söz ettiğimiz belgesel verileri hesaba katacak olursak, bu imkansız bir şeydi, çünkü mezarın tek kapısında, zamanının en iyi askerler olup, cesedin çalınmasını kendi canlarıyla ödeyecek olan Roma askerler nöbet tutuyordu). Her iki durumda da önemli olan onun ölüp, ölmemesi değil,  dirilip, dirilmemesidir. Ölmeyen birisinin dirilip dirilmemesinden dolayı endişe duyulması bekleyemeyiz.

   Bu doğrultuda da,  M.S. 6. yüzyılda islamiyetin ortaya cıkışına dek, Mesih'in ölüüp ölmediği konusunda hiç teredüt duyulmamıştı. Fakat MESİH'ten sonra "yeni" bir din gelişinin, Tanrı'nın tasarısının sona ermiş olmamasına bağlanabilmesi için, İsa'nın dirilişinin de, ölümünün da güvenirliğinin itibarını bozmak tek çareydi. Çünkü ölümü, tüm dinlerin ötesinde olan günahların bağışlanmasının, yani insanların yeryüzündeyken, şimdiden Tanrı'nın sevgisine ve kurtuluşuna kavuşmalarının güvencesidir. Dirilişiyse ölüm günah ve Şeytan üzerine nihai zaferdir. Tanrı'nın planı O'nun ölüp dirilmesiydi ve Mesih karşıtı olan herkes bu planı bozmak için elinden geleni ardına koymadı. Ama Tanrısal plan, tabii ki planlandığı gibi gelişti ve bu girişimlerinin arkasında olan şeytanın yenilgisiyle sonuçlandı. Böyle olunca da Şeytan yenilgiyi bir türlü kabul edemediğinden dolayı bunun gibi bir takım aldatıcı yalanlar uydurmaya koyuldu. Gerçekleri araştıracak fırsatı olmayan insanları kandırmak için uğraşlarına da devam ediyor.


 



55

 



©Copyright 2001 Kapsam