SERİ YAZILAR
Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri


 

 

 

Türkiye'de Hıristiyanlık Niçin Yanlış Anlaşılıyor?

Türkiye'de Hıristiyanlığın nasıl yanlış anlaşıldığını ortaya çıkarmak için bir anket yapılmıştır. Anketin eleştirilerini dört noktada toplayabiliriz. 1- Siyasi nedenler 2- Ekonomik nedenler 3- Sosyal nedenler 4- Dini nedenler. Geçen sayıda bu dört noktaya kısaca bakmış, siyasal ve ekonomik açıdan gerçek Hıristiyanlık konusuna değinmiştik.

         Sosyal açıdan gerçek Hıristiyanlık

    Gerçek Hıristiyanlar her tür bölücülük ve ayrılığa karşıdırlar. (Titus 3:9-11). Onlar için ırk, renk, din, dil farklılıkları olmasına rağmen, bunlar insanları birbirinden ayırması gereken şeyler değildir. Tüm insanların kökü aynı anne ve baba olduğu için, hangi ulus, renk ve dilden olursa olsun birbirlerinin kardeşleridirler. Irk ayrımı söz konusu değildir. Onlar herkesle uyum, sevgi ve anlayış içinde, uysallığın gerektirdiği kurallar dahilinde yaşamak isterler. Birinin gerçek Hıristiyan olması için ulusunu, milliyetini, kültürünü terk etmesi gerekmez. Eğer bir Türk, gerçek Hıristiyan yaşam biçimini seçerse, milli değerlerinden, adet ve geleneklerinden hiç bir şey kaybetmez. Her millet Tanrı önünde önemli ve değerlidir. Hatta cennette  Tanrının tahtı önünde her ulustan, her ırk, renk. dil ve kabileden sayısız kişilerin kendi aslından bir şey kaybetmeksizin kardeşçe birlikte bulundukları ve Tanrı'ya tapındıkları İncil'in öğretilerindendir. (Esinleme 7:9-10)

         Türklük Eşittir Müslümanlık mı?

    Bazı kesimlerde şöyle yanlış bir düşünce var: "Eğer biri Türk ise, dini mutlaka Müslüman olmalıdır. Müslümanlığını yitiren Türk, artık Türklüğünü de yitirmiş olur..." Böylece bir düşünce veya iddia tarihsel gerçeklerle bağdaşmıyor. Tarihte, ve bugün bile, Müslüman olmayan gerçek Türkler bulunuyor. Hâlâ bugün Şamanizme devam eden Türkler vardır. Hazar ve Karay Türkleri adlı kitabında Yrd. Doç. Dr. Şaban Kuzgun, Yahudi dinini kabul eden Türklerden kanıtlar veriyor. Miladın 2. asrın sonundan itibaren Hıristiyanlığı kabul eden gerçek Türkler hakkında yine resmi belgeler var. Örneğin: 0-467 nolu eser. Devlet Basımevi, İstanbul Kütüphanesi, Atatürk'ün baş tercümanlarından Francis Psalty'nın Türkiye'de Hıristiyanlık adında kitabı, ve aynı yazardan birçok Türk soylarının nasıl Hıristiyan olduklarını inceleyen 8 sayfalık resmi bir belgeye de sahibiz.

    Fazla uzağa gitmeden bugün bile İstanbul, Karaköy'de Atatük'ün özel izniyle bina edilmiş üç ayrı kilise binası vardır. Kapılarında büyük harflerle "Türk Ortodoks Kilisesi" yazmaktadır. Bugün çeşitli nedenlerle cemaati kalmamıştır.

    Daha pek çok örnekler verebiliriz. Özetle Rusya'da yaşayan Gagauz Türkler'inin dini Ortodoks'tur. Mehmet Enöz'ün Hıristiyanlaşan Türkler adlı kitabı, ve İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü Doçent Mehmet Saray'ın kitaplarınada bakılabilir. Ayrıca 1932 tarihli Atatürk'ün yakın arkadaşlarından, sayın Cami Baykur'un Osmanlı İmparatorluğunda Hıristiyan Türkler adlı değerli esere sahibiz.

    Farklı dini inançları olmasına rağmen, aynı kültürde birlesen gerçek Türk soylarını her zaman bulabiliriz. Budist Türklerini bulabiliriz. Uygur ve Kıpçak Türkleri, özerk bölgede "kımız" içen Şamanisttirler. Kırgızların arasında Hıristiyan Türkler vardır. 9. yüzyıldan beri Hıristiyanlığı benimsemiş Karamanlı Türkler vardır. Yanlışlıkla "Karamanlı Rum" diyerek her ne kadar 1922'de Türkiye'den atılmışlarsa da, bu hatanın farkına varan büyük önder Atatürk'ün emriyle "Karaman Hıristiyan Türkler" tekrar yurtlarına dönmüsler ve biraz önce sözünü ettiğimiz Karaköydeki Türk Ortodoks Kilise binasını kurmuşlardır. (Bkz. Onun İzinde-Hıristiyanlık ve Laiklik Tarihi, G. Baker, Zafer Matbaası, İstanbul, 1985, sayfa 58-59,256)

    Bu gibi kanıtlardan anlaşılıyor ki, gerçek Hıristiyanlık Türkler için "yabancı bir madde" gibi  görülmemelidir. Kendi geçmiş tarihini iyi bilen bir Türk için, Hıristiyanlık hiç de yabancı bir şey değil, bilakis eski Türk atalarının veya  soylarının benimseyip kabul ettikleri bir şeydir.

    Bir Türk Müslüman olabilir, Şamanist olabilir, tanrısız olabilir, Hıristiyan olabilir, ama yine Türktür. Keşke Türkiye'de bu gerçek görülebilseydi! Gerçek Hıristiyanlığı benimseyen kişiler hangi ülkede olurlarsa olsun, ülke ve milletlerine en üst düzeyde yararlı olan, hizmet eden, vakfolan, birleştirici, barışı özleyen, millet ve vatana bereket olucu örnek kişilerdir.

Anlayışı eksik, cahil ve yobaz kişiler, gerçek Hıristiyan yaşamını seçen bir Türkü ters anlayabilirler ve "Gavur oldu!" diye damga vurabilirler. Toplumdan ayrıldı diye sitem edebilirler, onu evden kovabilirler, eza ve işkenceye de maruz tutabilirler... Ama İsa Mesih de zamanında nasıl yanlış anlaşılarak çarmıha asıldı ise, zaman O'nu haklı ve şanlı çıkardığı gibi, ışık gibi, zaman içinde en değerli vatandaşlar olduğu anlaşılacaktır.

           Dinsel açıdan gerçek Hıristiyanlık

    Başlangıçta belirttiğimiz gibi, yozlaşmış Hıristiyanlıktaki dinsel uygulamaların çoğunu kınıyor ve reddediyoruz. Heykellere, resimlere, haca saygılar, öpüşler, tapınışlar, yakılan mumlar, günah çıkartmalar, anlaşılmayan lisan v.s., bunlar ve bunlara benzeyen şeyler zamanla kiliseye sokulan , İsa'nın öğretişlerine ve İncil'e ters düşen şeylerdir.

Bununla beraber yaygın olan, ağızdan ağıza sakız gibi çiğnenen şu tür iddialara da kısaca cevap vermek istiyoruz.

                       "İncil Değiğtirildi"

    Önce şunu diyoruz, düşünen ve ruhsal menfaatları ön plana alan bizler için değişmiş, aslı olmayan ve sahte bir şeye inanmak kadar kötü ve yararsız bir şey olamazdı.

    Bununla beraber özetle şunu da söyleyelim ki, böyle bir iddia, muhakeme edilmeden, çok akılsızca hatta çocukça uydurulan bir yalandır. Eğer başlangıçta İncil Tanrı sözü, Allah ilhamı idi ise,     insan bile kendi eserini, devlet kendi      anayasasını korumasını bildiği gibi, Tanrı kendi eserini korumasını bilmez mi? İnsan kendi eserinin sahteleşmesine müsaade etmezse, bu nasıl bir Tanrı'dır ki Kendi yüce eserinin sahteleşmesine müsade eder? Müslümanlarca Kuranı Kerim Allah'ın kendi kelamı olduğu için böyle düşünmek, yine Allah Kelamıolarak kabul edilen Tevrat, Zebur ve İncil'den oluşan Kutsal Kitap hakkında  aksini düşünmek, düpedüz çelişki, mantıksızlık ve haksızlık degil midir?

     Millattan 600 yıl sonra gelen bir kitabının korumasını bilen, ama 600 yıl önce bu duygu veya adaletten yoksun olan bir tanrı nasıl Allah'tır? Acaba Tevrat, Zebur ve İncil'i gönderen tanrı ile milattan 600 yıl sonra ortaya çıkan tanrı arasında akıl, duygu farkı mı var?  Yoksa millattan 600 yıl sonra aynı "tanrı daha akıllanmış durumda mı bulunuyor?

    "Allah (haşa),  'Baba' olmaz. O doğmaz ve doğurmaz. İsa Allah'ın oğlu olamaz." (Lütfen Tek Tanrı ve Üçlü Birlik Doktrini yazısını okuyunuz)

    Özetle şunları belirtelim: Bu sözler maddi değil, RUHSAL bir anlam taşıyor. Bizim çoğu kez "Para Babası" veya "Devlet Baba", "Atatürk", "Ana Yol", "Anadolu", "Ağzından bal damlıyor", "Evlat", gibi kullandığımız simgesel anlam taşıyan sembolik sözlerimiz vardır. Müslümanların da hac zamanında küçücük taşlarla şeytanı taşlama olayı vardır. Eğer manevi ve simgesel anlam taşıyan bu gibi şeylere maddi anlam vermeye kalkışırsak, durum çok gülünç, mantıksız ve tökez verici olur. Ruhsal anlam taşıyan şeyleri lütfen maddileştirmiyelim! (Lütfen Tek Tanrı ve Üçlü Birlik Doktrini yazısını okuyunuz)

    "Hıristiyanlar üç Allah'a inanıyorlar"

    Bu Hıristiyanlığı kötülemek isteyenler tarafından abartılmış, maddileştirilmiş ve esas amacından saptırılmış bir iddia. Hiç bir Hıristiyan üç Allah'a inanmaz. Tanrı tektir. Bununla beraber "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" deyimlerinin ne ifade ettiğini iyi anlamak gerekir. Bunu bu yazımızda ayrıntısıyla açıklamaya yerimiz müsait değildir. (Lütfen Tek Tanrı ve Üçlü Birlik Doktrini yazısını okuyunuz) Ama özetle şu örneklerle yetilenilim:

   Güneş Tektir. Ama onun özelliği üçtür. 1. Kendi tüm varlığı, 2. Bu varlıktan çıkan ışık, 3. Bu ışınlarda bulunan ısı.

   Su tektir. Ama o, normal durumunda sıvı, sıcakta buhar ve soğukta buz olarak üç durumda bulunuyor.

   Zaman tektir. Ama o, geçmiş, şimdiki ve gelecek olarak üç durumda bulunuyor.

   Eşyalar tektir. Ama onlar, yükseklik, uzunluk ve genişlik olarak üç boyutta bulunuyor.

Hz. İsa haçlanmadı. Hz. İsa ölmeden göğe alındı.

    Tanrının değişmesi imkansız olan sözu, Tevrat, Zebur, İncil ve TARİH dörtlü şahit olarak İsa'nın çarmıha gerilmesine tanıklık ediyorlar. İsa Mesih haçlanmazsa, öğretilerinde yalancı olurdu. (İncil-Yuhanna 15:13) İsa Mesih ölmezse, günahlarımızdan kurtuluş işi suya düşer. Günahlarımız için ta eskiden beri müjdelenen gerçek kurban kesilmemiş olur. İsa ölmezse, Tanrı ile barış, sonsuz yaşam güvencesi, ve bu dünyadaki göksel sevginin getirdiği yeni yaşam anlamsız olur. İsa ölmezse, Allah, tüm peygamberler, İsa, Tevrat, Zebur, İncil ve Tarih, hepsi yalancı olur.

    Eğer gerçek Hıristiyanlığın ne olduğunu araştırmaya teşvik olundunuzsa, bize ne mutlu! Kalbinizi hazırlayıp, her yerde hazır ve nazır olan Tanrı'ya açarsanız, veya bu konuda kalbinizden gelen bir yakarışla: "Ey Tanrım! Yolunu ve iradeni bana bildir. Sana itaat etmeye hazırım. Yolunu ve gerçekleri bana göster..." şeklinde O'na imanla yürekten yalvarırsan, yaşayan ve var olan yüce Tanrı mutlaka seni cevaplandıracaktır.

                                                      Musa Günay


"Ben iyi çobanım" diyen . . . İSA . . . ile ilgili bilgi edinmek isterseniz aşağidaki adrese yazın:

P.K. 52 Beşiktaş-Istanbul

Veya e-posta (kapsam@kapsamgazetesi.com) gönderin.

 

İlginç Seri Konuları

Toronto Bereketi

Gizli Güçler

Yahuda İncilili

Dünyanın Sonu

Ey Kilise Nereye?l

Anadolu'da Bir Hoşgörü Mucizesi

Haç Düşmanları 

İnsanın İkinci İsyanı

Günah ve Ölüm

Kuran İle İncil Yan Yana

Evreni Kucaklayan Sevgi

Hıristiyanlıkta Mezhepler



55

 



©Copyright 2001 Kapsam