SERİ YAZILAR
Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri


 

 

 

İnsanın İkinci İsyanı

Bir gün zengin bir adam yolda yürürken çöplerin içinde uyuyan bir çocuğu görür. Çocuğa uzun süre bakar ve kendi kendine bu çocuğu almaya karar verir. Fakat almadan önce çocukla yakın bir diyalog kurmaya karar verir. Amacı her şeyi ona önce anlatmak daha sonra kendi seçimini yapması konusunda kararı kendisine bırakmaktı. Her gün çocuğun bulunduğu yere gider ve çocukla zaman geçirir. Çok geçmeden çocuk üzerindeki giysilerden rahatsız olmaya başlar. Çünkü giysileri dayanılmaz ağır bir koku salmaktadır. Sürekli ziyaretine gelen kişiye “üzerimdeki elbise kokularından rahatsız oluyorum, lütfen bana bir elbise ve kalabileceğim bir yer bulabilir misin?”diyerek yardım istedi. Adamın tam istediği fırsattı bu istek. Hemen çocuğu alıp kendi evine götürdü ona en güzel elbiseleri ve en güzel odaya yerleştirdi. Bu yetmezmiş gibi çocuğu kendi nüfusuna kayıt ettirdi. Artık çocuğun biri babası ve bir ailesi olmuştu.

Yıllar geçer  aynı onun gibi bir kişi daha eve gelir. Birlikte büyümeye başlarlar. Bir süre sonra kardeşini kıskanmaya başlar ve sürekli kendisiyle kavga etmeye başlar. Baba her defasında kavga etmesini gerektiren bir sebep olamayacağını her defasında anlatmaya çalıştı fakat hergeçen gün çocuk daha çok hırçınlaşır. Bir gün babasına isyan ederek evden kaçar. Baba onu her yerde aramasına rağmen bulamaz. Yıllar geçer baba aramasını bırakmaz. Her yere haberler göndermeye devam eder.  Çocuk bu durumu bilmesine rağmen inatçılığı yüzenden geri dönmez. Bir gün sokakta kavga ederken öldürülür ve bir kenara atılır. Tam o sırada baba oradan geçerken oğlunu tanır ve ona sarılır ama iş işten çoktan geçmiştir. Kucaklayıp eve götürür oradan da bir morga ve güzel bir mezar yaptırır kendisine. Ve mezar taşına “isyankar oğlum seni hep sevdim”

Tekvin kitabını okurken insanın mükemmel yaratılmasından sonra özgür iradesini kullanarak yaratanına isyanına tanık oluyoruz. Bildiğiniz gibi Tanrı insanı kendi benzeyişinde yaratıp onu mükkemel bir bahçeye yerleştirdi. Bu bahçede her ihtiyaçları Tanrı tarafından karşılanıyordu. Fakat insanın zayıf iradesi sonunda bu bahçeden yoksun kaldı. İnsan mükemmelliyetciliği bırakarak zor bir yaşamı kabul etti. Bu zorlu yaşamda günah hakimiyet gösteriyordu. Bütün  olumsuzluklara rağmen Tanrı yinede insanla ilişkisini koparmadı.

Böyle bir yaşantıda günahın getireceği isyanlara bakacağız. Bildiğiniz gibi ilk isyan Yaratılış 4. bölümü okurken tanık oluyoruz. Bu ilk isyan aynı zamanda iki farklı soyun başlangıcı oldu. Doğruluk peşinde koşanlar ve karanlığı sevenler diye. Bu farklılık  Adem ve Havva’nın iki oğlu olan  Habil ve Kabil’in sundukları sunu sonunda gerçekleşti

Habil'in imanla kuzu getirmesi Tanrı’nın bağışlama ilkesinin kanıtıydı. Çünkü  Tanrı’nın sözü İbraniler 9:22 “Kan dökülmeksizin bağışlanma olmaz”

Habil'n öldürülmesinden sonra Kabil’in gururlu, ben merkezci, Tanrı’dan uzak yürüyen huzursuz soyunun gelişmesini tanımlar. Buna karşıt olarak. Rab'be yakaranların yani Tanrıyla yürüyen bir soyun olduğudur. Bu Şit soyu. Tarihte bu iki soya örnek verecek olursak, ilk çok eşli olan küstah övüngen Lamek Tekvin 4:19:24  Diğeri ise Tanrıyla yüzyıl yürüyen ve ölmeden göğe alınan Hanok Yaratılış 5:21-24

Bu şekilde insanlar soylarını sürdürdüler. Bu konuda Süleyman'ın Meselleri şöyle der:

Doğruların yolu şafak ışığı gibidir, giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir. Kötülerin yoluysa zifiri karanlık gibidir. Neden tökezlendiklerini bilmezler... Öyle yol var ki, insana düz gibi görünür, ama sonu ölümdür S. Mes. 4:18; 14:12

Şit soyu ne yazık ki insanlığı olumsuz yönde etkiledi. İnsanın içindeki günah bu tür yaşantıya meyilli olduğu için zamanla insanı yozlaştırdı. Cinsel özgürlük adı altında ilerleyen insan artık hiçbir şeyden tatmin olamaz hale geldi. Tanrıya hakaretleri her gecen gün artıyordu. Tanrının gözünde yeryüzü bozulmuş ve zorbalıklarla dolmuştu. Tanrı, günahın korkunç etkilerinden ötürü çok üzülmüştü. Sabırlı olduğu için yargısını geciktiriyordu. Ama kutsal olduğu içinde bir yargının olması gerekiyordu. Yıllarca süren uyarılardan sonra korkunç tufanı gerçekleştirmeye karar verdi. Tanrının planı bütün insanlığı yok etmekti. Fakat tek bir insan yüzünden aynı zamanda bir kurtarış planı yaptı. Çünkü Tanrının gözünde doğru bir insan vardı. Bu doğru insanı aynı kategoriye koyamazdı. Bu adama mükafatını ve sevgisini vermeliydi. Adaletini gösterirken aynı zamanda merhametini ve sevgisini gösteriyordu. Milyonlarca insanın içinde tek bir adamın bulunması ve bu tek adam için çalışması düşündürücü bir olay. Bizler Bir canın kurtulması için ne yapıyoruz. Tanrı tek canın kurtulması için büyük bir plan yaptı ve uygulamaya koydu. Sen yanındaki komşun için nasıl bir kurtuluş planı yapıyor musun? Rab’bin yaptığı kurtarış planına bakalım. Bu plan aynı zamanda ileride yapılacak günah köleliğinden kurtarışı belirtiyordu.

Yaratılış 6. bölüm.

Nuh Rab'bin gözünde lütuf buldu diye yazıyor. Burada Nuh’un Tanrıya yakınlığı konusunda yazıyor. Tanrı Nuh ile konuşurken Nuh korkmuştu. Çünkü bu şekilde kendisinle yakın bir ilişki kuracağını beklemiyordu. Korkusu ona rahatlık getirdi. Ve Tanrının her söylediğini yapmaya onda bir istek doğurdu. Nuh Tanrının her dediğini yaptı.

Tanrı Nuh’a gemi yapmasını söylediğinde belirtilen yerde deniz yoktu. Bu yüzden herkes onunla alay etti. Tanrı söylediyse Tanrının bir bildiği var diyen Nuh insanların alaycı bakışları karşısında çalışmasını sürdürdü. Çok zor bir ortam altında çalışmalıydı. Düşünün siz Tanrının yargısını insanlara anlatıyorsunuz insanlar sizinle alay ediyor. Nuh’un işi çok daha zordu. Hem tanrının yargısını insanlara anlattı hem de Tanrının ondan yapmasını istediği gemiyi inşa ediyordu. Üstelik yaptığı gemi çok büyük ve bu yaptığı gemiyi yüzdürecek bir su yoktu. Bu yüzden ona karşı alay etmeleri çok daha fazlaydı. Ama Nuh yılmadı. Gemi yavaş yavaş şekil alırken kapılar devamlı açıktı. Tanrı bu insanlardan bu kapıdan içeri girmesi için çok bekledi. Ama insanlar girecekleri yerde daha çok hakaret ediyorlardı. Derken Tanrı her şeyin bittiğini görünce Nuh’a kapıları kapamasını söyledi. Yani artık yeter yargı zamanı geldi.

Yağmurlar başladı ve sular yükselince dışarıdakiler Tanrının sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu anladıklarında iş işten çoktan geçmişti. Suların yükseldiği her dakika insanlar yaptıklarına pişman olmuşlardı belki ama artık geri dönülmez bir yola girilmişti. Ve o korkunç sonuç meydana geldi. Dışarıda kalan tüm nefes alan canlılar ölmüştü. Nuh ve oğulları bu durum karşısında Tanrının gücüne bir kez daha tanık olmuşlardı.

Tufandan hemen sonra Nuh yakmalık kurbanlar tanrıya sundu. Nuh’un bu davranışı Tanrı’ya hoş göründü ve insanlığı tekrar kutsadı ve aynı zamanda artık su ile insanları yok etmeyeceğine söz verdi. 


"Ben iyi çobanım" diyen . . . İSA . . . ile ilgili bilgi edinmek isterseniz aşağidaki adrese yazın:

P.K. 52 Beşiktaş-Istanbul

Veya e-posta (kapsam@kapsamgazetesi.com) gönderin.

 

İlginç Seri Konuları

Toronto Bereketi

Gizli Güçler

Yahuda İncilili

Dünyanın Sonu

Ey Kilise Nereye?l

Anadolu'da Bir Hoşgörü Mucizesi

Haç Düşmanları 

Kuran İle İncil Yan Yana

Günah ve Ölüm

Türkiyede Hıristiyanlık Neden Yanlış Anlaşılıyor?

Hıristiyanlıkta Mezhepler

Evreni Kucaklayan Sevgi


55

 



©Copyright 2001 Kapsam