Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri

Merhaba Konuları

Babasının Kızı

Boyun Eğmek

Bozuk saat

Ne kadar Özgürüz

Hataları Bulmak Kolay

Tanrıyı Sevmek

Seni Bekliyorum

Dedikodu

İdam Suçmudur?

Paraklitos

İntihar Etmek

Savaşlar Neden?

İznik Konseyinde Neler Oldu?

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖTENAZİ

 

Öldürme yolu ile acıma

Ötenazi kelimesi “kolay ve incitmeden ölüm” demektir. Bu özellikle yaşamasında bir umut olmayan, çok acılar içinde umutsuzca ölümünü bekleyen kişilerin acısız bir biçimde kendi ya da ailelerinin rızaları ile seçmeleri demektir.

            Bu konu günümüzde oldukça ön plana çıkmış konulardan biridir. Çünkü bazıları yaşamlarının yaşlılıkta başkalarına muhtaç bir biçimde geçmesini istememektedirler, ya da kanser gibi ağır rahatsızlıkların acıları içinde kıvranarak ölümü beklemektense ölmeyi tercih etmektedirler. AİDS gibi sonucu ölümle bitecek hastalıkların pençesinden kurtulmanın yolu olarak ötenaziyi görmektedirler. Bu tarz zor durumlar insanı kendi ölümünü kendi seçme gibi yeni bir düşünceye itmiştir. Kişiler yaşamlarının bir anlam ifade edip etmediği, “yaşam kalitesinin” olup olmadığı gibi konular üzerinde tartışarak bu karara varma girişimindedirler.

            Bu konu aslında ahlaksal açıdan yeni soruları da beraberinde getirmektedir. Gerçekten bir kişi kendi yaşamının ne zaman noktalanacağı konusunda karar verme yetkisine sahip midir? Acaba bir kişinin yaşamına son verilmesi için doktorlardan yardım isteme hakkı ve şansı olabilir mi? Bir kişinin yaşamının artık fayda etmediği konusunda yani daha farklı bir deyişle “yaşama kalitesinin” yok olduğu noktasında kim karar yetkisine sahiptir? Şimdi bu konular üzerinde biraz duralım.

            Bugün birçok ülkede ötenaziyi geçerli kılacak yasalar bulunmamaktadır. 1996 yılında Avustralya bu konuda bir yasayı kabul etmesine rağmen yasa tartışmalarla geri dönmüştür. 1993 yılında ise bu konu üzerinde oldukça liberal bir yasa Hollanda hükümeti tarafından kabul edilmiştir. Bu yasaya göre aşağıdaki şartlar olursa doktorların kişiye ölüm hakkı vermeleri yasaldır:

a) Kişinin umutsuz bir biçimde bir hastalığı olması ve çok acı çekmesi durumunda ötenazi istemesi söz konusu olabilir.

b) Bütün yollara başvurulduğu halde sonuç alınamaması ve başka bir çıkar yolunun kalmaması durumunda uygulanabilir.

c) Hasta kendi yaşam süresi üzerine karar verebilecek bir konumda olması gerekmektedir.

d) Bu uygulamayı yalnızca bir doktor bir başka doktorun gözetiminde yapabilir.

            Bu sıralamaya baktığımız zaman Allah’ın bakış açısına göre Yaşamın değeri konusunda hiçbir maddeye rastlanmamaktadır. Bu yasa çıktıktan sonra Hollanda’da her yıl altı bin kişinin üzerinde insan buna göre ötenazi yoluyla ölmektedir.

            Ötenaziyi destekleyenler bu iki noktada kendilerine yol bulmaktadırlar:

Birinci: Anormal bir biçimde doğan bir bebeğin yaşamasının getireceği büyük baskı ve sıkıntılar göz önünde bulundurularak bu bebeğin yaşamına son verilmesinin çok daha insancıl olduğu düşünülmektedir. Aile ve doktor birlikte karar vererek bu bebeğin yaşamı ya da ölmesi üzerine karar yetkisine sahiptirler.

İkinci: Yetişkin bir insanın gerçekten iyileşmez bir hastalığa tutulması durumunda ve çok acı çekerek yaşamının gün be gün erimesi karşısında böyle bir yolu seçme şansının bulunmasıdır. Böylelikle bu yol bu insan için bir merhamet olmuş olacaktır. Çünkü ağır kanserler ve AİDS vakalarında kişi acısız bir biçimde ötenazi ile ölümü seçerek bu durumdan kendisini kurtarmış olacaktır. Bu kişinin en doğal hakkıdır.

            İşte bu iki durumda ötenaziyi savunanlar kendi savunmalarının haklı olduğunu dile getirmektedirler.

KİŞİLERİN ÖTENAZİYE İNANMALARININ NEDENLERİ

            Aslında ötenaziyi destekleme konusunda oldukça etkin tartışmalar vardır. Bu nedenleri gösterip bu nedenlerin geçerli nedenler olmadığını göstermeye çalışacağız:

a) Herkes kendi yaşamını sonuçlandırma hakkına sahiptir

İntihar konusu üzerinde düşünürken bu konuya değinmiştik. Birçok kişiler (özellikle dinsel inançları zayıf olan kişiler) kendi yaşamlarının kendilerine ait olduğu ve istedikleri gibi bu yaşamı kullanabilecekleri gibi bir düşünceye sahiptirler. Bu konuda ölümü de kendilerinin seçebileceklerine inanırlar. Ölüm biçimini seçme haklarının olduğuna inanırlar. Oysa, Kutsal Yazılar’a baktığımız zaman bütün bu düşüncelerin tam tersini görürüz. Bizler Allah’ın bize verdiği yaşamın ancak kahyaları durumundayız. Bir inanlı hiçbir zaman kendisinin böyle bir ölümü seçme hakkı olduğunu söyleyemez. Çünkü bütün evrenin olduğu gibi bizim sahibimiz de yalnızca Başlangıç ve Son olan o yüce Allah’tır.

Bazıları doktorlarına “Eğer çok ağır bir hastalık durumuna düşersem ve acılara dayanamayacak bir hale gelirsem benim ötenazi yolu ile öldürülmeme izin veriyorum” şeklinde bir izin kağıdı yazarlar. Bu aslında büyük bir yükün başka bir insanın sırtına yüklenmesinden başka bir şey değildir. Çünkü o insan bu kağıdı yazan imzalayan insanın hayatı üzerinde karar verecek ve adeta bu kişinin katlinde rol oynayacaktır. Bunun adam öldürmekten farkı olduğu düşünülemez. Bu oldukça ağır bir günahtır.

b) Herkesin her ne şekilde olursa olsun yaşama hakkı vardır

            Daha yukarıda değindiğimiz gibi ötenazi savunucuları anormal olarak doğmuş bebeğin standartların altında bir yaşam yaşamaktansa ölmelerinin daha iyi olduğunu söylüyorlardı.

            Burada şu soruyu sorabiliriz: “Normal yaşam nedir?” Bir yaşamın “normal” ya da “anormal” olduğuna kim karar verebilir? Eğer biz anormal olarak değerlendirdiğimiz kişilerin ölümüne karar verir ve aynı zamanda çaresiz hastalıklara yakalananların ölümüne izin verirsek, çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalırız. Daha ilerde insanları nasıl durdurabilirsiniz? Bebeğinin elinde biraz yamukluk olan ya da hafif sakatlığı bulunan çocuklarını öldürmeye kalkan aileleri nasıl engelleyeceksiniz? İnsanın ne kadar aşırıya gittiği ve zaman zaman ne kadar kontrolden çıktığını görmek için televizyon kanallarını karıştırmamız yeter de artar bile. Canım istisnalar kaideyi bozmaz tarzında bir yaklaşım da sorunu aydınlatmaya yetmez. Dünya bakış açılarının değişmesi Allah’ın kurallarının yok olması bize yüzlerce sorun getirmiştir. İşte serbest seksin getirdiklerini gördük. Sonucunda amansız hastalıklar bütün dünyayı sardı. Oysa Allah yatak lekesiz olsun, evliliğe önem verin şeklinde dünya insanlığını uyarıp durmuştu. Ya ilerde bazı devletler çok yaşlıların artık yaşam kalitesini yitirdikleri ve topluma ağır geldikleri için öldürülmelerine karar verirse. Bunun karşısında ne yapacağız? Bütün etnik farklılıklar, siyasal ayrımcılıklar ve dinsel yaklaşımlar bir başka kişiyi kendisi için anormal ilan edebilir. O zaman ya bu anormal kişilerin de katli vaciptir denirse ne olacak? İşte insanlık bu gibi konuları daha geniş açıdan değerlendirmelidir.

            Yaşamın değeri öğretisine baktığımızda biz bütün insanların ve hatta bütün canlıların yaşamına verilen değerden bahsediyoruz. Hem de bu değerin insansal bakış açısından değil, Allah’ın bakış açısından olduğunu gözlemliyor ve kendimize bunu ilke ediniyoruz. Bu bakış açısına göre kör, sakat, topal ya da bazı farklı görünüşlerine göre insanları ayırmıyoruz. İnsan bir bütün olarak bütün hastalıklarına, eksikliklerine rağmen Allah sevgisi altındadır. Bunu Kutsal Yazılar’dan böyle öğreniyoruz. İnsan yaşamı üzerinde ölüm ya da yaşam gibi kararlara giren kişi kendisini Allah yerine koyuyor demektir. Bu da oldukça tehlikeli bir oyuna girmektir.

c) Birçok yaşlı kendi ailesi ve toplumu için yük olmak istemiyor

            Bazen gerçekten bu sözler biz insanların ağzından kolaylıkla dökülüveriyor. Yaşlılar kendileri yük olmak istemedikleri için çok kötü bir biçimde bir hastalığa yakalandıklarında ve kendileri için başka çareleri olmadığı için ölümü tercih ediyorlar.

            Hiç kimse hiç bir neden için kendi yaşamına son verme hakkına sahip değildir. Burada tekrar aynı soruyu sorabiliriz. Yaşam hakkında dünyaya gelirken kararı kendileri mi verdiler? Kendileri vermediğine göre ölüm anı içinde kararı vermemeleri gerekmiyor mu? Yaşam her ne kadar da zor olsa sahibine sahibinin zamanlamasında iade edilmelidir.

            Aynı zamanda toplum gençlerini taşımayı bildiği gibi yaşlılarını taşıma sorumluluğunu da üstlenmelidir. Bu aynı zamanda toplumsal merhamet için oldukça önemli bir noktadır. Yaşlı insanlar yaşamları boyunca topluma bir şeyler verip durmuşlardır, artık yaşamlarının sonuna gelmişler ve bu noktada toplumdan bir şeyler beklemektedirler. Bu beklentileri de çoğu zaman yalnızca yük olmadıklarını bilmeleri ve hissetmelerinden başka bir şey değildir.

            Özellikle sanayileşen dünyamızda artık ne yaşlılara ne de çocuklara fazla ilgi kalmamıştır. Bu toplumun kendi kendine intiharı demektir. Yaşlılardan alınacak çok şeyler vardır ve çocuklara verilebilecek çok şeyler vardır. Yaşam her döneminde Allah önünde çok değerlidir. Bizler toplum içinde aileden başlamak kaydı ile bu yaşama saygı gösterirsek bütün toplum daha esenlik içinde bir toplum haline gelebilir.

d) Acı çeken bir yaşama son vermek acı çeken kişiye merhamet göstermektir

            Bazı kişiler anormal bebekler için düşündüklerini yaşlılar için de düşünmektedirler. Çok ağır hastalıklara tutulmuş ve ızdırap içinde yaşamaya çalışan insanların acılarının ölüm yoluyla dindirilmesinin bir merhamet olduğunu düşünmektedirler.

Bir kişinin acısını dindirmek gibi bir niyetle öldürme eylemine izin vermek ve bu eylemde bulunmak her ne kadar olumlu gibi görünse de hala bir kişinin yaşamına kasten son verme işlemi ile kucak kucağadır. Bunu yinelemek gerekirse hiçbir insanın bir başka insanın yaşamına son verme hakkı yoktur. Bir insanın kendi kendine kendi yaşamını da sona erdirmesi düşünülemez. Burada motivasyon çok önemlidir. Örneğin; bir aile kendisine yük olduğunu düşünerek pek de fazla ızdırap içinde olmayan bir yaşlı ferdi için ölüm fermanını imzalayabilir. Biz insanız bizi bizden kim koruyabilir? Allah bu nedenle Kutsal Yazılar’ı ile bize buyruklarını hatırlatıp durmakta ve bizi kendi sevgisi altında yaşama saygılı kişiler olarak tutmaya çalışmaktadır. Bu nedenle başka kişilerin yaşamları için bizlerin karar verme yetkisinin olması oldukça yanlış bir durumdur.

            Bugün artık tıp oldukça ilerlemiştir. Ağrılar içinde kıvranan kişilere oldukça yardımcı ilaçlar keşfetmiştir. Gerçi oldukça fazla harcamalar gerektirebilir ama yine de çözümsüz değildir. Hatta İngiltere’de ölüm döşeğindeki kişilere yardım edebilmek için “hospice movement”denilen bir yardım kurumu kurulmuş ve bu durumdaki kişilere yardımcı olmaya çalışmaktadır. Burada önemli olan toplumun Allah’ın bakış açısında insan yaşamını değerlendirmesi, önem teşkil etmektedir. Böylelikle insanlar huzur içinde doğup huzur içinde yaşayabilir ve yine huzur içinde Allah’a dönebilirler.

SONUÇ

            Sakat doğmuş bir bebek için doktorun ya da ailesinin ölmesi ya da yaşaması için karar verme hakkı var mıdır? Yaşamını sürdürmeye çalışan ama çaresiz bir hastalığı bulunan bir yaşlı kendi yaşamını sona erdirmek gibi bir hakka sahip midir? Herhangi bir kişinin kendi yaşamına son verme hakkı var mıdır? Bir kişinin ölmesi için bir doktor karar verebilir mi? Bu soruların cevabı insan yaşamına verdiğimiz değere bağlıdır.

            Ötenazi insanlara aslında hakları olmayan bir konuda hakları varmış gibi davranmalarını sağlamaktadır. Hiç kimsenin kendi yaşamlarına son verme hakkı yoktur. Bir doktor bir kişinin ölmesi için yardımda bulunamaz.

            İnanlı ötenazinin karşısında yer almalı ve bu olayı Allah’ın verdiği yaşama karşı bir olay olarak değerlendirmelidir. Aynı zamanda toplum için bir takım problemlerden kolaylıkla sıyrılma yoludur. Ucuz bir çözüm olduğu için toplumu sorunlar karşısında daha sorumsuz olmaya ve doğal olarak daha acımasız davranmaya itmektedir.

            Bir inanlı için bütün yaşam Allah’ın armağanıdır. Ötenazi ise Allah’ın yaşam armağanını ve bizim üzerimizdeki karar yetkisini inkar etmektir. Acı çekmek hiç kolay bir durum değildir, ama yine de insan olmanın içinde bir gerçektir. Bazen çok büyük ızdırapları birlikte getirir. Ama bazen de büyük tecrübeleri beraberinde taşır. Bütün bu acılar içinde Allah lütfunu daha net algılayabilme şansı da bulunabilir. Acılar, ızdıraplar, hastalıklar güzel günlerin değeri için birer karşı yaradılıştır.

            Kendimizi Allah gibi davranmaktan korumalı ve O’nun yarattığı kişi olarak O’nun yarattığı muhteşem evren içinde yerimizi bilerek bazen sabırla, bazen sevinçle, bazen hayretle, bazen üzüntü ile, bazen sorumsuzca, bazen yüzlerce problemle yaşamalıyız. Sadece yaşamalı, yaşamın Allah armağanı olduğunu bilerek tadına varmaya çalışmalıyız. Bu arada Eyub’un şu sözlerini de hiç aklımızdan çıkarmamalıyız:

“Anam bağrımdan çıplak çıktım, ve oraya çıplak döneceğim; RAB verdi, ve RAB aldı; RABBİN ismi mübarek olsun.” Eyu. 1:21

ÖZET

            Yaşam ve ölüm kolay konular değildir. Bütün buna karşılık yaşamın her bölümünde bize yön verecek şekilde Allah yolu kutsal yazılarda sunulmuştur. Hıristiyan doktrinine göre yaşamın değeri Allah’ın bakış açısına göre tartışılmaz derecede yüksektir. Özellikle insan yaşamı. Çünkü insan Allah benzeyişinde yaratılmıştır. Bu nokta yaşam ve ölüm noktasındaki bütün tartışmalarımızın başlangıç noktasıdır.

            Kutsal Yazılar’ın öğretişinde tek yaratıcı, her şeyin sahibi, besleyeni, doyuranı, karar vereni, yaşam vereni Allah’ın kendisidir. Bütün yaşam Allah’tan gelmiştir. İnsanı yaratan Allah’tır, insana soluk veren kendisi olduğu gibi soluğu alacak olan da O’dur. Yaşam Allah’tan bir armağan hem de en büyük armağandır. Yaşamımızın bize ait olduğunu, kendi yaşamımız üzerinde karar vermeye yetkili olduğumuzu söylemek yalnızca bir demagojidir. Böyle bir davranış kendimizi Allah’ın özel yetkisini üstlenmek gibi bir isyana yönelmememizi sağlar.

            İnsan yaşamını anlamanın en güzel yolu, onun Allah’tan olduğunu anlamaktır. Kendi yaşamlarımızda ve başkalarının yaşamlarına olan davranışlarımızda yalnızca O’na karşı sorumluyuz. Hem kendimize hem de başkalarına yapacaklarımız konusunda özgür değiliz. Allah benzeyişinde yaratılmış olan yaşamımıza ve bütün insanlığa büyük bir saygı ile yaklaşmak bizi insan olmanın gerçek değerine ulaştırır.


55

 



©Copyright 2001 Kapsam