Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri

Merhaba Konuları

Babasının Kızı

Boyun Eğmek

Seni Bekliyorum

Ne kadar Özgürüz

Hataları Bulmak Kolay

Tanrıyı Sevmek

Parakletos

Dedikodu

İdam Suçmudur?

Ötenazi Kimin elinde?

İntihar Etmek

Savaşlar Neden?

İznik Konseyinde Neler Oldu?

 

 

 

 

 

 

 

 

Bozuk Saat

 

  Adamın birinin evinde büyük bir duvar saati vardı. Bu saat uzun yıllar hizmet etmiş eski ve oldukça ağır, taşınması güç bir saat ti. Epey zamandan beri bozuk olduğundan kullanılmıyordu. Duvar saatinin sahibi biraz anormal kişiliğe sahip biriydi. Bundan başka da saati yoktu. Çoğu zaman vakti bilemiyordu. Günlerden bir gün bu saati tamir ettirmeye karar verdi. Artık canına tak etmişti...

     Adam düşündü ki bu kocaman ağır saati saatçiye götürmeye hiç gerek yok. Saate baktı baktı, bunda bozuk olan şeylerin akrep ve yelkovan olduğunu gördü. Çünkü onlar çalışmıyorlar oldukları yerde duruyorlardı. Akrep ve yelkovan çalışmadığı için de vakti bilemiyordu. En iyisi bu dönmeyen akrep ve yelkovanları söküp saatçiye götürmeli. Ya bu yelkovanlar tamir edilmeli, yada yenisi ile değiştirilmeli. Hem de kocaman ağır saati taşıma külfetinden de kurtulmuş olacağım!

     Adam bu parlak düşünceyle kalkıp akrep ve yelkovanı yuvasından çıkararak saatçinin yolunu tuttu. Sonra saatçiye gelerek şöyle dedi: "Usta, bunlar evdeki saatimin parçalarıdır. Bunlar dönmüyor ve zamanı göstermiyor. Bunlar bozuk. Bunları ya tamir et, ya da yenisini ver." Saatçi şöyle cevap verdi: "Beyim siz şaşırmışsınız, bu saçmalık! Saat böyle tamir edilmez. Bu yelkovanlar tamir edilmez. Bana tüm saati getirmelisiniz." Müşteride şöyle cevap veriyordu: "Senin amacını anlıyorum. Sen benden pazla para çekmek için saate fazla iş çıkarmaya çalışıyorsun. Sen bu yelkovanları tamir et de gideyim..."

     Böylece müşteri ile saatçı arasında bir münakaşa oluştu. Sonunda müşteri öfkelenerek: "Senin gibi saatçiyle işim yok" diyerek çekip gitti. Saatçi ise adamın arkasından bakarken "ne acayip ve saçma bir müşteri, daha şimdiye kadar böylesini görmemiştim..." diye içinden mırıldanıyordu.

     BİREYSEL BOZUK SAATLER

     Sayın ve sevgili okuyucum! Maddi alanda böyle acaip ve saçma insanlar pek az çıkarlar. Ama ruhsal anlamda böyle saçma ve acaip insanların pek çok olduklarını biliyor muydunuz? Günahlı insan (bendeniz dahil) o bozuk saate benzer. Saatçiyle simgelenen O yüce varlık da günahlı insanın dostu ve kurtarıcısı olan Rab İsa Mesih'tir. O müşterinin yaptığı gibi bir çok insanlar da yaşamlarındaki bozukluğu anlıyorlar. Ama ne yazık ki bu bozuk yaşamdan kurtulmak için sadece bir ya iki günahlarını görebiliyorlar. Sonra İsa Mesih'e gelerek: "Ya Rab, benden yalan söylemeyi al" veya "Ya rab benden öfkeyi al, benden kıskançlığı al..." gibi ancak bir ya birkaç günahlarının düzeltimesini istiyorlar.

     Oysa İsa Mesih tüm insanı istiyor. İnsan yaşamının ve arzularının merkezi olan "YÜREĞİNİ" istiyor. İsa Mesih, insandaki bir ya iki bozukluğu değil, tüm insanı düzeltmek istiyor. Arzu ve iradenin merkezleri olan yürek ve beynini düzelterek, daha doğrusu yeniliyerek, günahlı insana tümüyle yeni ve pak bir yaşam vermek istiyor. Kutsal kitapta bu konuda Tanrı'nın ne dediğine dikkat edelim:

"Oğlum YÜREĞİNİ bana ver ve gözlerin yollarımdan zevk alsın." Süleymen"ın Meselleri 23:26

     Böylece insan kendini tamamen bu usta saatçiye, yani Rab İsa Mesih'e teslim etmezse, ancak kendisinden bir ya iki bozukluğun düzeltilmesini isterse, başlangıçta gördüğümüz o komik, saçma ve acaip manzara karşımıza çıkacaktır. İsa Mesih böyle kişilerle hiç bir şey yapmıyacaktır. O şöyle diyecektir: "Bana ya tüm kişiliğini teslim et, ya da seninle Benim hiç bir ilgim olmaz."

     TOPLUMSAL BOZUK SAATLAR

     Bireylerin toplumu oluşturduğunu hepimiz iyi biliyoruz. Bireyler bozuk olursa, toplum haliyle bozuk olur. Gerek bireysel olarak gerek toplumsal olarak şu sözcüklerin ne anlam ifade ettiğini ve ne kadar güzel ve değerli olduğunu biliyoruz. SEVGİ, BARIŞ, ESENLİK, KARDEŞLİK, BİRLİK, BERABERLİK, EŞİTLİK, HOŞGÖRÜ, ADALET, ÖZGÜRLÜK, SOSYAL DAYANIŞMA... v.b.

     Ama bireydeki bozukluklar onarılmadığından, toplumdaki bozukluklar da onarılamıyor. Bugün maalesef Hıristiyanlık dünyası dahil, tüm dünyada bireysel ve toplumsal saatler bulunuyor. Aslında dünya saati bozuk! Bu bozuk saat ise üzerinden alınan bir kaç parça ile onarılmaya çalışılıyor. Oysa dünyamızda her şey "eski hamam eski tas!" Büyük balıklar küçük balıkları yutuyor. Güçlü ülkeler küçük ülkeleri sömürüyor. Terör ve anarşi tüm dünyada tırmanıyor. Irkçılık yeniden hortluyor. İşçi memur esnaf hak arama yürüyüşlerine çıkıyor. Zengin, daha çok zengin, fakir daha çok yoksul oluyor. Bir yabda milyarlara varan servetlerle kutlamalar yapılırken, öbür yandan yiyecek ekmeğini bile bulamayan, ancak intiharla kurtuluş çaresi arayan insanlar bulunuyor. Velhasıl belli ki dünyanın dengesi bozuk.

     Bu bozuk saati kim düzeltecek? Nasıl düzelecek? Hiç kimseyi suçlamadan ve hiç kimseyi yargılamadan işe bireysel olarak kendimizden başlamalıyız. "Damlaya damlaya göl olur" diyen atasözünü dinleyerek, önce işe "BENDEN" kendimden başlamalıyız. Bireyler değiştikçe toplum da değişecektir. Ancak be kendi egomu olduğu gibi İsa Mesih'e götürmeliyim. Şunu iyice bilerek ki, İsa Mesih bir din kurucusu değil, yaşam değiştiricisidir. birkaç günahlar ile uğraşan, yama yapan bir tamirci değil, yürek ve beyin değiştiren ruhsal bir operatördür.

     Kendimde var olan birkaç günahlı bozukluklarımın giderilmesi değil, egomda var olan tüm bencil ve cahil tutkularımdan kurtarılmayı, kökünden değişime uğramayı istemeliyim. Bu operasyonu bende yapacak olan şey din veya dinsel kurallar değildir. Onlar ancak eski giysi üzerinde yeni yamalar gibi tamiratlar yapabilir. Oysa eski giysinin tümüyle çöpe atılması gerekir.

     Sevginin doruğu ve bencilliğin en ölü noktası olan haçlanma olayına bakmalıyım. Bu harika olayı yaşıyan İsa Mesih'e gitmeliyim. Hiç bir din adamı, hiç bir aracı, hiçbir dinsel kural olmadan sadece ve sadece İsa Mesih'e gitmeliyim. O benim bozuk saatimi en iyi biçimde onarabilir. Hem kendime, hem aileme, hem komşularıma ve hem de topluma işe yarayan yaralı durumu getirebilir. Kendisi gibi beni de örnek biri edebilir.

Misak Günay 
Araştırmacı Yazar


55

 



©Copyright 2001 Kapsam