Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri


 

 

 

İŞKENCE

İnsanın insana kötülüğü her gün her yerde bütün çirkinliği açıkça görülüyor. Kişinin kişiye uyguladığı en üzücü ve yüz kızartıcı girişim İşkence'dir. Günümüzde işkence uluslararası bir sorun oldu. Tarihte Asur'a, Babil'e, Roma'ya kadar uzanır.

            Bir sanığı korkutmak, baskı uygulamak, ya da gerçek olmayanı söyletmek için vücudunun organlarına devlet kararıyla doğrultulan acı çektirme girişimleri her çağda, her kuşakta korkunç tepki uyandırmıştır. İşkence işlemi çok türlüdür. Her dönemde yenisi ve daha korkuncu bulunur. İşkence ile uğraşanların kendi buluşlarını başkaları ile değiş tokuş ettikleri utandırıcı bir gerçektir.  Uluslararası insancıl örgütler işkenceyi yasa dışı etmeye yoğun emek harcarlar. Ama bu çetin işi başarabilecekleri şüphelidir.

            Tarihte birçok suçsuz insan haksız yere işkence çekti. Bunların başta gelini Tanrı Oğlu İsa'dır. O'nun çektiği işkenceler çoktur. Eski Antlaşma çağında peygamberler tarafından Tanrı esini ile önceden bildirildi ve sonunda İsa'ya aynen uygulandı. Tanrı İsa'yı insanlığın suçlarına karşı bağışlamalık niteliğinde gönderdi. İşkence çekip ölmesi Tanrı'nın saptadığı gelişimdi. Günahsız İsa, günahlı insan uğruna yine günahlı insan elinde korkunç işkencelere katlandı.

            İsa'nın yeryüzüne gelişinden 750 yıl önce Yeşeya peygamber O'na ilişkin şu bildiriyi yayımladı: O günahlarımız nedeninden yaralandı. Kötülüklerimiz yüzünden berelendi. Esenliğimiz yararına gerekli sayılan suçlanma O'nun üstüne yükletildi; ve O'nun yaraları ile biz iyi olduk... O'nun ezilmesi Rab amacı idi. (İşeya 53: 5-10) İsa'ya uygulanan işkencelere teker teker değinmek birçok gerçeği açığa çıkarır: Bazıları O'na tükürdüler. Yüzünü örttüler; O'nu yumruklayarak, "Peygamberlik et bakalım!" dediler. Muhafızlar da O'nu tokatladılar. (İncil'den Markos Bölümü 14:65)

            Birçok insan tarafından uygulanan bu çok yönlü işkence, insanlara iyilik göstermekten başka suçu olmayan İsa'yı ne kadar sarsmıştı! Yeşeya peygamberin buna ilişkin bildirisi şöyledir: O'nun görünüşü herhangi bir insanınkinden çok kötü duruma gelmişti. (Yeşeya 52:14)

 Yüzüne tükürük yağdıran, gözleri bağlı yumruk atılan ve alaya alınan, tokat-sille altında hırpalanan suçsuz İsa'yı göz önüne getirmek insana çok şey anlatır. Ama O'nun çektikleri bunlarla bitmedi.    İsa'dan 1000 yıl kadar önce Mezmur'da O'nun ağır işkenceleri şu sözlerle bildirildi: Gençliğimden bu yana bana yoğun baskı uyguladılar; ama beni yenemediler. Sürücüler sırtımda çift sürdüler. Sabah izlerini uzattılar. (Mezmur 129:2-30

            Bu işkence şu yolda uygulandı: Platus İsa'yı kırbaçlayıp haça çakılsın diye ellerine verdi. (Matta 27:26) Romalı valinin yanında bulundurduğu kırbaç, sapı madenden sırımları demirden, maden ya da kemik parçacıkları ile keskinleştirilen korkunç bir işkence aracı idi. Kırk sayısından bir eksik, çırçıplak vücuda kuvvetle indirilirdi.

            Ama işkencelerinin tümü değildi bunlar. Yürekleri paralayan bu ortamda, İsa ile alay edenlerin keyfi yerindeydi. Sert dikenlerden bir taç yapıp bunu O'nun başına taktılar. Sağ eline de bir kamış tutturdular. …nünde diz çöküp O'nunla eğlenmeye koyuldular: "Sel‰m, ey Yahudilerin kralı!" O'na tükürdüler, elindeki kamışı aldılar, başına indirdiler. (Matta 27:29-30)

            Yeşeya peygamber bu gelişimi bildirmemiş miydi? Ne aşırı çekiciliği vardı, ne de imrenilecek güzelliği!... Hor görüldü, ve insanlar tarafından yadsındı... İnsanların kendisinden yüz çevirdikleri biriymiş gibi aşağılandı. (Yeşeya 53:2-3)

            Adem ile Havva günah işleyince, Tanrı onlara ve beraberinde doğaya şu yargıyı saptadı: Ondan yemeyeceksin diye buyruk vermeme karşın o ağaçtan yemen nedeniyle, toprak senin yüzünden lanetlendi. Yaşam boyunca emekle ondan yiyeceksin; sana diken ve çalı yetiştirecek. (Tekvin 3:17-18) İnsanın günahı yüzünden yerden diken ve çalı bitti.

            Bu nedenle İsa Mesih vücudunda insanın, başında ise doğanın lanetini taşıdı. Elindeki kamışı alıp başına indirenler o sert dikenleri daha derine sapladılar. Ama bu işkence ilerideki mutlu gelişimin müjdesi olacak: ‚alı yerine çam ağacı büyüyecek, ısırgan yerine mersin ağacı yetişecek. (Yeşeya 55:13) Hem doğa,  hem insanlık O'nun yeryüzüne dönüp saptayacağı kusursuz düzeni beklemektedir.

            İsa'nın hırpalanan vücudunda taşıdığı en ağır işkence kral Davud'un ağzından şöyle belirtildi: Köpekler sürüsü çevremi kuşattı. Kötülük işleyen insanlardan oluşan bir kitle beni sardı. Ellerimi ve ayaklarımı deldiler. (Mezmur 22:16)

            Bu olay şu yolda uygulandı: Kafa kemiği denilen yere geldiler ve O'nu orada haça gerdiler.(Laka 23:33) İsa'nın ellerini, ayaklarını derin mıhlarla deldiler. Romalıların kullandığı bu korkunç işkence kişiyi yavaş, ama kesin ölüme götürürdü. İsa haçta altı saat asılı kaldı. Hiçbir taşkınlık göstermedi. Tersine, Tanrı'ya şöyle dua etti: Ey Baba! Bunları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar. (Luka 23:34)

            Eski Antlaşmada Zekerya peygamber İsa'nın tekrar gelişine ilişkin şunları söyler: Vücudunu deldikleri kişiye bakacaklar. Bu bildiri İsa'nın katlandığı başka bir işkenceyi tanımlar.

            İsa haçta altı saat kaldıktan sonra, Ey Baba! Ruhumu senin ellerine bırakıyorum, diyerek can verdi. (Luka 23:46) İsa'ya gelince O'nun zaten ölmüş olduğunu görerek bacaklarını kırmadılar. Ama askerlerden biri O'nun bağrına mızrakla deldi. Hemen kan ve su aktı. (Yuhanna 19:33-34)

Ölünün vücudundan kan akmaz. Tıptan anlayanlara çelişkili görünen bu gelişim ilginç bir olayı belgeler. Yürek, kalp dışzarı (perikard) diye bilinen esnek bir torba içindedir. Aşırı durumlarda yürek yarılır ve bütün kan kalp dış zarına toplanır. En yoğun işkenceler altında hırpalanıp, haça gerili durumda can veren İsa'nın yüreği patladı.Kan o esnek torbaya birikti. Mızrakla bağrı delinince kan ve su aktı. İsa'ya öldükten sonra bile en korkunç işkenceyi uyguladılar.

Bu gelişim kral Davut tarafından şöyle dile getirilmişti: Aşağılamalar yüreğimi yardı; derin üzgü içindeyim. Sevecenlik aradım ama bulamadım. (Mezmur 69:20) İsa'nın vücudunda katlandığı çeşitli cezalara bu katı ruh ezinci eklenince en acıklı işkenceler zinciri belirir. Yeryüzünün bir çok yerinde sayısız erkeğe ve kadına uygulanan utandırıcı işkenceler herkesi şaşkına döndürüyor. İnsanın insana bu tür vicdansızca aşamalara nasıl erişebildiği akılları derinden uğraştırıyor. İsa'yı yargılanma yerinden haçlanma yerine kendi haçını taşıtarak götürürlerken, yol kenarında bu üzücü duruma ağlayan kadınlara şöyle dedi. O: Benim için ağlamayın, kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın... Yaş ağaca bunları ederlerse, kuruya ne yapılır? (Luka 23:28-31)

İnsanları kurtarmaya gelen kutsal ve günahsız İsa'ya bu yüz kızartıcı işkenceleri uygulayan insanın soydaşına uygulayamayacağı kötülük yoktur. Bugün bilinen ve tiksinti getiren işkencelerden daha beterlerinin gelmeyeceğine bir kanıt yoktur. Çünkü insanoğlu günahın pençesindedir.

            Bu gerçeği Yeşeya peygamber şöyle tanımladı: Hepimiz koyunlar benzerliğinde yolu şaşırdık. Hepimiz kendi yolunu tuttu. Ama Rab hepimizin kötülüğü  O'nun üstüne koydu. O'nun yaralarıyla biz iyi olduk. (Yeşeya 53:5-6)

            Dul bir annenin bir erkek çocuğu var. Kadın çok güzel, ama iki eli yanık izlerle kaplı. ‚ocuk anlar çağa gelince ona sorar:"Anne, senin ellerin neden böyle yanık? Arkadaşımın annesinin elleri ne güzel. Keşke seninkiler de onunkiler gibi olsaydı!"

            Anne uzun süre soruyu cevapsız bırakır. Ama çocuk sorusunda devam eder. Sonunda annenin buğulanan gözlerinden iki damla yaş düşer, çocuğuna sevgi dolu bakışla şöyle der: "Yavrum, bu eller senin için yandı. Bir gün tek başına odada iken ocağa yaklaştın; Giysilerin hızla yanıyordu. Onları hemen üstünden çıkardım. Vücudunun hiçbir yerine ateş değmediğini görünce derin sevinç duydum. Bu nedenle benim ellerim arkadaşının annesinin elleri gibi değil!"

            Olayı ilk defa duyan çocuk gözyaşları ile o değerli ellere sarılır: "Beni bağışla anneciğim! Ben senin bu esirgemezliğini bilmiyordum, senin ellerin en güzel ellerdir; bu ellerle övüneceğim, seni hep seveceğim ve iyiliğini herkese bildireceğim,"der.

            İsa Mesih'in çektiği işkencelerin çok farklı bir nedeni var. Çünkü O bunlara senin uğruna katlandı. Böyle bir kurtarıcı'yı sevmiyor musun?

Köpekler sürüsü çevremi kuşattı. Kötülük işleyen insanlardan oluşan bir kitle beni sardı. Ellerimi ve ayaklarımı deldiler. (Mezmur 22:16)







 

55



©Copyright 2001 Kapsam