Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri


 

 

 

Anaysa Nedir? Yeni Bir Anayasaya Gereksinim Var mı?
 Denilebilir ki ülkemizin bunca sorunun biricik nedeni anayasanın bazı alanlarda yetersiz kalması veya güncel sorunlara çözüm bulamamsı mıdır?
Bana göre anayasa ve yasalardan çok sorun Türkiye'deki insan faktörü daha ciddi bir konu gibi geliyor. Sorunlarımızın temelinde insan faktörü dediğimiz liyakate dayanmayan işe alınma, makam mevkilerin zayıf kişilere verilmesi, ülke kaynaklarının dağıtımında fırsat eşitliğinin sağlanamaması, bölgeler arası gelir dağılımındaki dengesizlik, eğitimin içinden geçtiği çıkmaz, sosyal huzurun sağlanamamış olması ve diğer birbirine zincirleme bağlı bir dizi olaylardır. Bu sorunların çözümü yinede eğitilmiş, insani değerleri gelişmiş, çalışma disiplini kazanmış, sorumluluk bilinci olan ve kurumsal düşünebilen insanlar ile sağlanabilir. Ancak her şeye rağmen ülkenin yeniden inşası için adaletin ve hukukun üstünlüğü için bir anayasaya ihtiyaç bulunmaktadır. Türkiye'nin artık mevcut 1982 yılı anayasası ile gitmediği ortada. Yeni anayasa geleceğin nitelikli insanına yatırım yaparak toplumu ileriye çalışarak, üreterek mutluluğunu sağlarsa başarılı olur. Yokça birbirimizi kandırırız.

Anaysa Nedir? Ne Değildir? 
Anaysa denilince, toplumsal mutabakat sözü hatırlanır. Neden toplumsal mutabakat? Birlikte yaşamakta zorlanıyor muyuz da toplumsal mutabakat aramak zorunda kalıyoruz? Aklı başında, kültürel alt yapısı oluşmuş, ahlaklı, aydınlanmış, kendini aşmış insanın yanındaki insanla birlikte yaşaması için illa yazılı bir belgenin mi olması gerekir?
Hem evet hem hayır. İnsan, sorumluluğunun bilinci ile hareket ederse hiç ihtiyaç yok. Ancak birileri her şeyi kendine yontuyorsa, insanı kandırıyorsa, insanın yaşam hakkına doğrudan ve dolaylı yoldan tecavüz ediyorsa o zaman insana karşı insanı korumak için bir sözleşme senedine ve bu senedin uygulanması için kolluk kuvvetlerine ihtiyaç bulunmaktadır.
Anayasa asgari koşulda ahlaki normlardır. İnsanın üzerinde anlaştığı ölçülebilir, kanıtlanabilir nitelikteki sübjektif olmayan, bölge, yöre ve zamana bağlı olmayan ahlaki normlarının yazılı hale getirilmesi ve bu temel üzerinde herkesin bir arada yaşaması ve birbirinin haklarına saygı duyması ilkeleridir.
Ne Zamandır Toplumsal Mutabakat Metni Hızlanıyor
Pekala anaysa nasıl bir şeydir ki toplumu bir arada yaşamaya çalışıyor? Birer "toplumsal sözleşme" metni olan anayasa bir toplumun nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda toplumun geniş kesimlerinin anlaşmasıdır. Yani birbirinin hakkına tecavüz etmesinin engellemesi için yapılan bir anlaşmadır. İlk insanın insan olması ile başlayan ve günümüze kadar devam eden insanın insanı denetimi altına alam, insanın insana haksızlık etme, insanın insanı boğma girişimine karşı toplumsal sözleşme her zaman olmuştur ve ileride de olacaktır. Doğal olarak subjektifizm farklı bakış açılarının oluşması insanların birbirlerine karşı yasal güç oluşturmasına neden olmuştur.
İnsanlar neden birlikte yaşama asgari koşullarını oluşturmak zorunda kalmışlardır? Sanırım bunun açıklanması insanlık tarihinin kısa geçmişinde yazılıdır. İnsanın insan ile iletişim halinde çevresini kontrol etmesi ve mülk edinmesi ile başlayan ayrışması beraberinde ilk çıkar çatışmasını da doğurdu. İnsanın insan ile çıkar çatışması ancak sosyal varlık olarak da birlikte yaşama ihtiyacı zorunlu olarak belirli konularda anlaşmayı da getirmiştir. İnsanın, insanın yaşam haklarını ihlal etmesinin önüne geçilmesi için konulmuş kurallarıdır. Anaysa insana karşı insanın yaşama güvencesi belgesidir. Yoksa diğer canlılardan korunmak için geliştirilmiş zırhlı kalkanlar değildir
Anayasa Zorluklardan Sonra Çıkmaktadır.
Toplumsal sözleşmeler veya anayasalar insanın insanı anlamakta zorlandığı, insanın insanı ezdiği sıralarda ortaya çıkmaktadır. Sorunlara ve yöneticilerin yanlış uygulamalarına itirazların yapıldığı dönemlerde yeniden masaya oturmak zorunda kalınmaktadır. Yaşamın iyi gittiği, herkesin yaşamdan nasiplendiği dönemde ne anayasa akla gelir ne de diğer kolluk kuvveti ihtiyacı.Aksi durumda gücü eline geçiren kişi kendi kurallarını kor ve diğerlerinin buna uyması istenir. Bugün bile birileri çıktı on bin kişi buldu, buraların sahibi benim derse ne olacak? Veya bir başkası çıkıp ben tanrı adına yetki kullanmak istiyorum derse ne yapacağız? Dikkat edilirse halen tek kişi iktidarlarının olduğu toplumlarda halkın üzerinde anlaştığı birlikte oluşturdukları bir birlikte yaşama ilkeleri metni yoktur. Kralların, sultanların, padişahların ve modern diktatörlerin kendi belirledikleri kuralları vardır. Bütün mesele toplumun nasıl yönetileceği ve yetki kullanımının toplumda nasıl sağlanacağıdır. Özellikle laiklik ilkesi bu anlamda daha büyük önem taşımaktadır. Herkesin kendi inanç ve retüallerini kendi dünyasında yaşamsı sonuna kadar korunmalı. Ancak topluma doğru ve olağan kuralarmış gibi de dayatmamsı için toplumsal mutabakatla sınırlandırması konusunda fikir birliği olmalıdır.
Anaysa Metni Bir Uygarlık Belgesidir
Toplumsal sözleşme geçmişten günümüze kadarki bütün sistemlerin temel felsefesini oluşturuyor. Toplumsal sözleşmenin temelinde şu vardır; toplum ülkenin zenginliklerinden nasıl yararlanacak, eğitim, öğretim, sağlık gibkaynaklardan ne oranda yararlanacak, ülkenin yer altı ve yerüstü zenginlikleri kimin ve bu kaynakların dağıtımında ölçüt ne olacaktı
Anayasa Ahlaki Değerlerin Üst Yapılanmasıdır
Horatius "Temel ahlak ilkeleri yoksa boş yasalar ne ise yarar" diyor. Gerçekten önce ahlaki değerlerin benimsenmesi gerekir.
Bir insanın mutluğu için bugünün koşulları neyi gerektiriyorsa ona göre kendimizi bağlayan ve uymamız gereken kuralları hep beraber yapalım. Madem ki fani bir dünyada yaşıyoruz o zaman gelin birbirimize üstünlük sağlamak yerine birbirimizi anlayalım, birlikte yaşamanın asgari koşullarını
oluşturalım.
Anayasa Fırsat Eşitliği Sağlamalı
Ülkede toplum ilişkileri nasıl düzenlenecektir? Toplumun huzur ve güveni nasıl sağlanacak? Bu anayasada sözünü kabul ettiren taraftan çok toplumun genel yaşam standardını koruyan bir yapılanması olmalıdır. Herkese fırsat eşitliği sağlamalıdır
Sözleşelim, fikir birliği yapalım, herkesin eşit ölçüde temsil edildiği ve yatay boyutta insana yakışır, doğayı koruyan, insanın mutluluğu ve gelişimini sağlayan bir toplumsal sözleşme yapalım. Bu sözleşmede birbirimizi muhatap alalım. İnsana insan gibi davranmak yakışır. Ne birbirini ezen, ne de ezdirten özgür, onurlu ve insanca yaşamak yakışır. Toplumsal sözleşme insanın birbirini kabul etmesi, muhatap alamsı nedeniyle biraz da insanın medenileşmesi süreci olarak da kabul edilebilir.
Anayasa En Alttakini Korumalı
Anayasa aç, susuz, yoksul bırakmayacak şekilde herkesin yaşamdan pay almasını sağlamalı. Ancak çalışan, çabalayan, emek harcayanın da çabasının karşılığını verecek düzenlemeleri içermeli.
Anayasa haklının, doğrunun işini kolaylaştıran, haksızın, yanlışın,
sahtekarın işini zorlaştıran veya caydıran nitelikte olması gerekir.
Anayasa yurttaşlarının mutlu ve güvenli yaşamasını sağlamalı, güvenilmez ve insana baskı kuran ve çıkarı için ortak yaşam kurallarını delenlere de zorluk çıkarmalıdır. Anayasa taraf olmalıdır. Ancak kimden yana? İnsan, doğa, hukuk, adaletten yana olmalıdır. 1982 anayasası devleti bireye karşı koruyan bir anlayışla hazırlanmıştı. Yeni anaysa devleti korumalı, ancak birey hak ve özgürlüklerini güvence altına almalı bir başkasının hakkını ihlal etmemekten yana olmalıdır.

Adalet Mülkün Temelidir İlkesi Parası Olanın Adaleti Olmamalıdır  Parası olanın pastadan büyük pay aldığı bir anlaşma mı olacak yoksa herkes birer insan olarak fırsat eşitliğine uygun olarak kaynaklardan yararlanacak mıdır? Toplumun ülkesine dört elle sarılması için adaletin hakkaniyet içinde uygulandığının gösterilmesi gerekir. Toplumsal mutabakat bu şekilde olmalıdır. Çok çalışıp da karnını doyuramayan insan ile hiç çalışmadan çok harcayan insanın bir arada yaşadığı toplumda çalışıp da karnını doyuramayan insanın ikna edildiği bir anayasa beni tatmin eder. Bugün eğitimde, sağlıkta gördüğümüz parası olanın yurt içinde ve dışında daha öncelikli olanakları kullanması fırsat eşitliği ile hiç bağdaşmıyor.

Anayasa Doğayı ve İnsanı Korumalıdır
Toplumsal sözleşme insanın eşitlikçi ve özgürlükçü yapısını dikkate alan, herkesin yaşam hakkını kutsal gören, doğayı koruyan bir anlaşma olmalıdır. Birbirimizi din, dil farklığı ile boğmayalım. Yer yüzeyinin karış karış güzelliğini koruyacak, insanın birbirini kandırmadığı bir birliktelikler ve ilişkiler yumağı yaratalım. Anayasa insanlığın ortak malı olan ve hepimizde hakkı olan yer altı ve yer üstü zenginlikleri insan yararına korumalıdır. Toprağın önemini ve suyun kıymetini bilmeyi güvence altına almalıdır. Anaysa ülkenin kaynaklarını doğadan ve insandan yana koruyacak şekilde olmalıdır. Voltaire, diyor ki "İnsanların çıkardıkları yasalarla doğa yasaları, birbirlerine ne kadar yakın olurlarsa yaşama da o kadar zevkli olur".
Ülkemize Çağdaş, Yaşayan Anayasa Yakışır
Çağdaş bir toplum olma yolunda ilerleyen ülkemizde yazılı anayasa önce hepimizin bir birine kurnazlık yapmadan, doğanın olanaklarını hepimin kardeşçe paylaşımsını, emeği olan, çalışan, üreten insanın hakkının fazlası ile verildiği bir düzen kurmayı beynimizde yüreğimizde kurmayı hayal edelim ve gerçekleştirelim. Az çalışıp, çok kazanan ve çok harcayan anlayışı hakim olduğu bir düzen yerine, herkesin çalıştığı, herkesin ürettiği, ancak yeteneği, zekası ve becerisi oranında da hakkının verildiği, herkesin birbirini anladığı ve birbirini gönülden zenginleştirdiği bir anlayışı benimseyen bir mutabakat senetlerine tercih ederim. Yeni anayasa ülkemizin doğusu ile batısı arasındaki gelir ve insani gelişmişlik farkını minimize etmeyi, ülkemizi geleceğe taşıyacak olan özgür düşünce farklılıklarının, eğitim ve bilimin önünü açacak, yaşamı kolaylaştıracak ve bütün yurttaşları ülkesine sahip çıkaracak bir bakış açısına sahip olmalıdır. Doğa ile insanın barışık olduğu, insanın insana hükmetmediği yasaların işlediği bir ülkede hep beraber yaşamak dileği ile.

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi,




55



©Copyright 2001 Kapsam