ARŞİV

Ana Sayfa Künye Biz Kimiz Bize e-posta gönderin Abonelik
İlginç Seri
Aktüel
Sizin Sayfanız
Gündem
Arşiv
Çeşitli Siteler
Kilise Adresleri


 

 

 

TANRI KAVRAMI

ÜÇLÜ BİRLİK

Kişi, çocuk iken anlaşılması zor gerçekler ona basitleştirilerek verilir. Ama büyüyüp olgunlaşınca artık basitleştirilmiş, kısa bilgiler onu doyurmaz, önüne çıkan konuların ayrıntı ve inceliklerini araştırmaya koyulur. Çünkü, aklı bunları sindirecek düzeye ulaşmıştır. 

İnsanlık da böyledir. İnsanlık, düşünsel çocukluk döneminde iken, Tanrı ona kendisinin basitleştirilmiş kaba resmini gösterdi. Bu resim ya da taslak, onun anlayış düzeyine uygundu. “Kardeşler! Ben sizinle Ruh’a uyanlarla konuşur gibi konuşamadım. Doğal benliğe uyanlarla, Mesih’te henüz bebeklik çağında olanlarla konuşur gibi konuştum. Size süt verdim, katı yiyecek değil. Çünkü katı yiyeceği henüz yiyemiyordunuz.” (1. Korintliler 3:1-2)

Hıristiyanlar nasıl “Allah üçtür” diye düşünüyorlar? Niye İsa’ya “Allah’ın Oğlu diyor, hem de İsa’yı Tanrı’ya eş koşuyorlar? Mutlaka kendi kendimize buna benzer sorular sormuşsunuzdur. Burada bu sorulara cevap arayacağız. Yukarıda behsettiğim gibi bugüne kadar bu sorulara yüzeysel olarak bakmıştık ve artık derinlemesine bakma zamanı geldi. Çünkü bunu anlamaya hazır olduğunuzu düşünüyorum.

Tanrı gerçeği kimsenin saptıramayacağı kadar ciddi ve kutsal bir konudur. Tanrıyı açıklamak da aklın becerisi değil, esinleme işidir.

Tanrı tarafından aydınlatılmadan, hiçbir insan Tanrı’nın nasıl bir öze sahip olduğuna önceden karar veremez. Nitekim Romalılar 11:34-35’te “Rab’bin düşüncesini kim bildi? Ya da kim O’nun öğütçüsü oldu? Kim O’na bir şey verdi ki, kendisine geri ödensin?”

Bizim inanç konumuzun temeli ve sağlamlığı Tanrıyı ne şekilde tanıdığımıza bağlıdır. Bence insan her şeyden önce kendisine Tanrıyı anlayabiliryormuyum veya tanıyabiliyormuyum? Diye sorular yöneltmesi gerekir. Kişi Tanrıyı tanımakta güçlük çekiyorsa üçlü birlik yada başka konularda da güçlük çekecektir.

Bu yüzden günümüzde insanlar bazı gerçekleri çürütme yollarını aramışlardır. Kişi tanıyamadığı birini kendi egosunu tatmin etmek için tanıyanların ortaya koydukları düşünceleri herzaman çürütme yolları aramış ve aramaya devam etmektedirler. Bu tür davranışların özünde yatan asıl gerçekte bu tür kişilerin ucuz ve kolay bilgilere bel bağlamalarıdır. Özellikle Tanrı konusunda yapılan saldırıların açık nedeni Tanrı’yı tanıyamadıklarından kaynaklanmaktadır.

Burada üçlü birliğe geçmeden önce Tanrı’nın kimliğine bakmakta yarar görüyorum. Tanrı nasıl bir varlıktır? Yaradan, gücü herşeye yeten olduğunu ve bunun gibi bir çok mutlak niteliklere sahip olduğunu biliyoruz.Ama Tanrı, öz ihtibarıyla nasıl bir varlıktır?

Çıkış 3:13-15 Tanrı Musa’ya “BEN BEN OLANIM” dedi. Bu Tanrı’nın sonsuz var oluşunun açıklamasıdır. BEN’İM ifadesi Allah’ın öz ismidir. Yani Yahve ya da Yehova. Bunun anlamıda; “kendiliğinden var olan, doğa ötesi, değişmez.”

Kutsal Kitap’ta Allah kendi özünü üç açıklama ile tanımlamaktadır:

SEVGİ-IŞIK-RUH Bunlar Tanrı’nın sahip olduğu sıfatlar değil, esas özünü oluşturan gerçeklerdir. Yalnız seviyor değil sevginin kendisidir. Aydınlatmaktan öte O kendisi ışıktır. Her ne kadar fiziksel yünü yoksada O evreni etkiliyor. Yani evrene varlığıyla yaşam verip devam ettiren güçtür.

Tanrıyı anlayabilirmiyiz, bilebilirmiyiz? İşte asıl cevaplanması gereken soru aslında bu. Eğer bu soruya cevap bulabilen diğer sorularına kolayca cevap bulacaktır.

1-       İnsan yaratılışı aracılığıyla Tanrı’nın varlığını ve anlamaya başlıyor. Çünkü yaratılışta Yaradan’ın izlerine rastlıyor. Yani eseri aracılıyla bu evrenin mimarının ne denli hikmetli, güçlü ve doğaüstü olduğunu anlıyoruz:

2-       Tanrının kendisini Kutsal yazıların tanıttığı kadar öğrenebiliriz. Ne daha az ne daha fazla. İnsan algılayışı bir gizemdir. Ama önemli olan, Tanrı’nın bunu gizlemeyip açığa çıkarmış olmasıdır. Demek ki, Tanrı gerçeğin gizem olarak kalmasını istemedi. İşte esinlemenin önemi budur.

3-       Tanrı’nın kendisi hakkında verdiği bilgi ile birlikte aklımızı ve ruhumuzu aydınlatması gerek. Bizim düşüncelerimizi Tanrı biliyor. Bizimde O’nun düşüncelerini bilebilmemiz için bize RUH’unu verdi. 1.Kor 2:11-14

4-       Tanrının tek isteği bütün insanların O’nu tanımalarıdır. Bu yüzden İsa’yı dünyaya gönderdi. İnsanlar İsa’yı tanıyarak Tanrı’yı tanımaları için. Aslında İsa en güzel Tanrı’yı tanıtan gerçek bir görüntüdür. Üçlü birlik kavramı tamamen Tanrı’yı en iyi şekilde tanıyabilmemiz içindir.        ÖZ-SÖZ-RUH***( BABA-OĞUL-KUTSAL RUH ) İşte bunları öğrenmeliyiz.

   ÖZ---------------------------BABA

SÖZ--------------------------İSA

RUH-------------------------KUTSAL RUH

 Tanrı’yı tanımak istiyorsak, üçlübirlik gerçeğini anlamak şart.

Türkiyede herkes, Kutsal kitap’taki kavramları Kur’an’ın getirdiği yorumun ışığında algılamaktadır. Bu yorum Tevrat ve İncil’in beyanını yalanlıyor. Bu yalanlama Hz. Muhammed’in zamanında bazı konuların yanlış anlaılmalarından ortaya çıktı. “Tanrı Oğlu” ifadesi bunlardan biridir. Kur’an Tanrının fiziksel bir çocuğu olabileceğini yalanlıyor. Bizde öyle, çünkü Kutsal Kitap’ta da “Tanrı Oğlu” ifadesinin fiziksel bir oğullukla hiçbir ilgisi yoktur. Bununla birlikte Kur’an, bir çok konuda değişik ifadeler kullanarak Kutsal Kitap gerçeğine çok yakın kavramlar ortaya koyar. İsa’ya verilen “Kelemullah” ünvanı da yakın kavramlardan biridir. Nitekin “Tanrı Oğlu” ve “Kelemullah” aynı anlamı paylaşıyorlar. Çünkü Tanrı oğlu ifadesiyle Kutsal Kitapta kastedilen “Tanrı’nın özünden gelen ve yaşayan söz” anlamındadır. Kur’an da bu oğulluk için getirilen fiziksel bir oğulluk yorum değil. Yinede bunlar titiz bir çalışma yapılamadan reddedilmeye çalışılıp düşmanlık oluşturulmuştur.

Üçlübirlik kavramı üç Tanrıyla yada Tanrıya eş koşmakla veya insanları Tanrılaştırmakla hiçbir ilgisi yoktur. Kutsal Kitabın hiçbir yerinde çok Tanrı’lı bir inanç savunulmuyor. Tanrı sözü inancına göre.

TEK ALLAH’A İNANIYORUZ

EŞİ, ORTAĞI VEYA BENZERİ YOKTUR;

DOĞURMAMIŞTIR, DOĞURULMAMIŞTIR

Allahın tecelli etmiş olduğu söz (kelam) İsa Mesih’te gerçekleşmiştir.

Yuhanna 1:1 “Başlangıçta söz vardı, Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı

 Başlangıçta Söz vardı. Burada sanki Tanrı’dan farklı gibi bir ifade ama bu söz Tanrı’la birlikteydi. Yani bu söz her zaman Tanrı’nın yanında olan bir söz. Ve sonunda diyor bu söz Tanrı’ydı. Şimdi düşünelim bir kişi nasıl oluyorda hem hem insan hem de Tanrı olabilir? İşte bu soruya yanıt aramaya çalışalım.

Tanrı insanlarla diyalog kurmak için her zaman peygamberler aracılığıyla sözünü gönderdi. Ama bu söz sanki taşıma yöntemi gibiydi. Yani peygamberler Tanrıdan aldıklarını insanlara iletti ve görevleri bitti. Bu şekilde Tanrı yüzlerce kişiyi kullandı ve kullanmaya devam etmektedir. Tanrı insanları öyle çok seviyor ki bu şekilde söz taşımacılığınını daha ileriye getirmek için kendi sözünü bu dünyada taşıyacak ve aynı zamanda uygulayacak birin için plan yaptı. Bu insan yeniden yaratılmalıydı. Çünkü, bu yaratılış aynı zamanda Tanrı’nın gücünü gösterecekti. Normal birleşme yolunla değil yine Tanrının sözüyle olacaktı. Bu yaratılış aynı zamanda Tanrı’nın bütün karakterlerini göstermeliydi. Ve ilk defa söz eylemli bir şekilde insanların arasında dolaşacaktı.

Bu planda ilgiç olan bir nokta daha var. Tanrı’nın hazırladığı beden çarmıhta yok olacaktı. Ama söz tekrar canlanıp göğe gidecekti. Bu aslında başlı başına bir olay. Neden Allah hazırladığı bu bedenin ortadan kaldırılmasına izin verecek. Bence bu üçlü birlik tartışmalarına son noktayı koymak için. Nasıl mı?  Tanrı İsa’yı dünyaya gönderdi insanları kurtarmak için. O’nun bir görevi vardı. Bu görevinde hiçbir zaman bedenen (şekilsel) bir Tanrı’nın varlığını göstermek değildi. Eğer öyle bir niyeti olsaydı. İsa’yı çarmıhta ölmesine izin vermeyecekti. O zaman insanlar Tanrı’yı yok etmiş olacaklardı. Bu mantıksız. Buradaki asıl sır.

Tanrı çarmıhla sizin bedenleriniz bu dünyada geçicidir. Ama ruhlarınız kalıcı olacaktır. Ruhlarınızın kurtulması için hareket edin. Bedenlerinizi yok edebilirler ama söz ebediyen kalır. Aynı zamanda bu şekilde bedenlerin yüceltimesini engellemiştir. Yani geçici şeylere bel bağlamayın demektedir. İsa Mesih kendini fiziksel olarak hiçbir zaman Tanrı diye belirtmedi. O Tanrı’nın insan şekline bürünmüş Sözüydü. Tanrı kendi sözünü İsa’nın bedeninde şekillendirdi. Bunda şaşılacak bir şey yok. Dikkat edin ilk defa böyle mükkemmel biri ortaya çıktı. Hiçbir peygamberde olmayan özellikleri taşıyordu. İnsan üstü değerleri tanıyordu ama insandı.

ALLAH’IN OĞLU KAVRAMI

Bu kavramı anlamakta çok zorlanıyoruz. Ama herşeye mantıklı bir çüzüm getirilmiştir. Yeterki anlamak isteyelim. Tanrı söylemek istediğini önce bir tasarladı. Bu tasarı söze dönüştü ve bu söz ortaya çıktı. Bu söz her ne kadar Tanrı’dan çıksada  Tanrı’dan ayrı bir şey değildi.

Tanrı sözü yani kelam diğer bir deyişle kelemullah tercüme edilince “LOGOS” tur. Süleymenın mesellerinde bu söz Allahın hikmeti olarak geçiyor. Tanrı işlerine başlamadan önce hikmetine sahipti. S.Meselleri 8:22-31

İbraniler 2:12-13 “Tanrı’nın sözü diri ve etkindir, iki ağızlı her kılıçtan keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini ve amaçlarını da yargılar. O’nun görmediği yaratık yoktur. Kendisine hesap vereceğimizin gözleri önünde her şey çıplak ve açıktır”

1-      Başlangıçta söz (LOGOS) zaten vardı. Bu söz sonradan yaratılmadı ezelden beri vardır.

2-      “Söz Tanrı’yla birlikteydi” Tanrısal Logos veya Hikmet, Tanrılığın içinde özerklik kaAyrıca bu söz,zanıyor. Öyleki, “Tanrı’la birlikteydi”, “O’nun yanındaydım” denebiliyor. Ayrıca bu söz kendi kendini anlatacak, sevinecek, yaratılışın mimarı olacak kadar diri bir sözdür. Nitekim kendiliğinden yaşıyor, görüyor ve hesap soruyor. Yani bu söz söylenen ‘sesler ve harflerin’ çok ötesinde birşeydir.

3-      “Söz Tanrı’ydı” kendiliğinden bilinç kazanan bu söz Tanrı’nın düşüncesinde oluşup, O’nun karakteri ve öz kimliğinin tanımıdır! Tanrı’nın doluluğuna sahiptir. Tanrı’yı eksiksizce açıklayan “Tanrı Esini” dir. Hen Tanrı’yı açıklıyor, hem  Tanrı’nın içinde bulunan kendisidir.

4-      Yuhanna 1:1’deki Söz’ün, ayet 14’te İsa Mesih olarak gelen söz olduğunu öğreniyoruz. Aynı zamanda Tanrı’nın özünde oluştuğu için, Söz’e de bir mecaz olarak “oğul” denir. Bu nedenle ayet 18, bu dört maddede gördüğümüz gerçeklerin özetini şöyle veriyor.

Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O’nu, Baba’nın bağrında (özünde) bulunan ve kendisi Tanrı olan biricik Oğul (Logos) tanıttı. Yuhanna 1:18

Dolayısıyla “Oğul” bedensel bir oğul değildir. Tanrı’nın bağrında bulunan “Logos” tur; yani Kelam. Ayrıca Tanrı’nın özünden akıp bize ulaşan canlı kelam’dır.

Yani Sözler düşüncede oluşuyor. Düşüncenin sonucu veya Oğlu’dur. Bu düşünceleri meydana getiren tek kaynak olarak sözlerin “babası” olur. Düşünce ve sözler yerine “baba” ve “oğul” sözcükleri geçebilir. “Baba” Tanrı’nın özü, “Oğul” ise, Tanrı’nın özünde oluşan Söz anlamına gelir. Buna göre Kutsal Ruh Tanrı’nın etkinliğidir.

Tıpkı insan düşünceleri, ifadeleri ve hareketleriyle var olduğu gibi. Düşünceleri içinde giz kalıyor; kendi bilincinin özüdür. Biz ve düşüncelrrimiz aynı şey değilmiyiz?  İnsanın ifadeleri ondan çıkıyor onları geri alamaz.  Kişinin ifadeleri birbirinden ayrı değildir. Tanrı’nın Özü, sözü ve Ruhu da kendisiyle aynıdır. Ne var ki, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh basit bir düşünce, söz ve etkinlik değildir. Üçlübirliği Tanrı’ya ait bir düşünce, ifade vce icra olarak örneklediğimizde, her birinin kendiliğinden bütün Tanrılığa sahip olduğunu düşünmeliyiz.! Yani, yaşayan ve Tanrı olan bir ifade yaşayan ve Tanrı olan bir icra söz konusudur.

Tanrısal Söz, ezelden beri Tanrı’nın düşüncesinden “doğmakta” yani cereyan etmektedir. Bu fiziksel bir doğum değildir. Tabii ki fiziksel anlamda Allah doğurmamıştır. Ama Tanrı’nın özünde oluşan söz, mecazi anlamda bağrında doğmuştur. Zaman olmadığı yerde “önce” ve “sonra” da yoktur. Dolayısıyla “ilk” oluşum diye bir şey yoktur. Söz Tanrı kadar ezelidir: yaratılmamıştır.

Oğul’u (Tanrısal Söz’ü) İsa Mesih’le karıştırmamamız gerek. İsa’nın içindeki Tanrısal söz ile bedenini bir tutamayız. Işık ile ampulu bir tutamadığımız gibi. Yani “Oğul ezeli-ebedidir. “Doğumu” bedensel değil, Tanrı’nın özünde manevi bir doğumdur. İsa Mesih ise, belli bir tarihte bedensel olarak doğdu. Yoktu, meydana geldi. İsa’nın doğumu fizikseldir. Öyleyse Oğul İsa arasındaki bağlantı nedir?

Banbam Beni telefonla arıyorsa, duyduğum ses babam değilmidir? Bu ses telefon aracılığıyla geliyor. Ama ben telefonu babamla karıştırmam. Mesih’te bize gelen Söz Tanrı’dır, ama Mesih’in bedenini aşkın Tanrı’yla karıştırmayız.

Tanrı kendini tanıtmak istedi. Bunu, anlaşılan, duyulan ve de görülen bir şekilde yapmak istedi. Bu amaçla Tanrısal Söz’ü fiziksel, fakat gühahsız bir kılıfa yükledi. (ampuldeki tel yanmadan parlasın diye, hava boşluğu yaratıldığı gibi) Tanrı Mesih’te insana büründü; ama kutsal bir insana. Aşkın Tanrı dünyayala direkt temas kurarak “kirlenmedi” Kili yoğururken eldiven giyer gibi. Tanrı dünya çamurundayken temiz bir beden giydi. Bu nedenle bizler İncil’in bir kitaptan çok daha öte olduğunu yani İsa’nın içindeki Oğul’un (Tanrısal Söz’ün) ta kendisidir. Yuhanna 1: 1-14 ve 3:31. En büyük esinleme kitaba yazılan değil, bir insan olarak gelen, yani İsa’nın içinde yaşayan Esindir.

Tanrı nasıl sözünü kitaba yüklediyse, aynı şekilde sözünü kişilik ve beden biçimini vererek bir insana yükledi.

Kutsal Kitap, Tanrısal bir niteliğe sahip olduğu gibi, yaşayan kitap da (İsa) Tanrısal niteliğe sahiptir. Bu Tanrı’ya eş koşmak değildir.

Özetleyecek olursak: İsa’nın Tanrı Oğlu olmasının, dünyasal doğumu ile hiçbir ilgisi yoktur. İnsan olarak doğmadan, İsa’da yerleşen ruhsal şahsiyet (Tanrısal Söz) zaten Tanrı Oğluydu, Tanrı’nın yaşayan esiniydi. Kelemullah’tı. Dünyada bir insan olarak doğması şart değildi. Doğmamış olsaydı yine Oğul olacaktı (yani Söz), çünkü yine Tanrı’nın bağrında vardı. İnsana büründükten sonra, ayrıca insanoğlu, Mesih ve Kurtarıcı olabildi. İsa Mesih doğum itibarıyla bir insandır, fakat ezelden beri yaşayan söz olması itibarıyla Tanrı’dır. Bedeni insan bedenidir, ama ruhu Tanrı’nın Ruhu ve Sözü’dür. (Ruhu’llah ve Kelamu’llah).

Hüseyin Tüfekçi


"Ben iyi çobanım" diyen . . . İSA . . . ile ilgili bilgi edinmek isterseniz aşağidaki adrese yazın:

P.K. 52 Beşiktaş-Istanbul

Veya e-posta (kapsam@kapsamgazetesi.com) gönderin.

 

Arşiv Konuları

Dua Nedir

Uluslara Gidin

Kaygılanmayın

Kilise Yönetimi

Tanrıya Vermek

İlk Sevgiyi Unutmak

6-7 Eylül Olayları

Kiliseye Gitmek

Müjdeden Utanmıyorum

Çarmığa Gerilenin Öyküsü

Mükemmel Kitap

Tanrıya Yaklaşalım_1-2

İnsanın İsyanı (Tufan)

Vizyon


55

 



©Copyright 2001 Kapsam